DOLAR

38,1137$% 0.18

EURO

42,0543% -0.85

STERLİN

49,3487£% -1.65

GRAM ALTIN

3.709,46%-2,27

ÇEYREK ALTIN

6.226,00%-0,45

BİTCOİN

3182093฿%1.20511

Konya HAFİF YAĞMUR 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ümit Sürmeli

Ümit Sürmeli

31 Mart 2025 Pazartesi

HOŞÇAKAL TÜRKÇE!

HOŞÇAKAL TÜRKÇE!
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Kim derdi ki cumhuriyetimizin 100. Yılında böyle bir yazıyı kaleme alacağız ve güzelim dilimizin yok edilişini sessizce seyredeceğiz.

Çeşitli unvanlarla ödüllendirilen OKTAY SİNANOĞLU ve onun TÜRKÇE için verdiği savaşı anlatacağım.

Her konuda olduğu gibi Türkçemiz konusunda da yol gösteren ve gelecekte olacakları bilerek bizi uyaran Atatürk’ümüzdün Türk dili ile ilgili söylemlerine bakmamız ve zihnimize kazımamız gerekir.

‘’Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, millî hissin oluşmasından başlıca etkendir. Türk Dili dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil milli şuurla işlensin.

Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.’’

İşte bu ideali hep içinde taşıyan Sayın Oktay Sinanoğlu’nu kısaca tanıyalım.

Kitaplara sığmayacak bir başarı öyküsü.

1953 yılında Ankara TED’in Yenişehir Lisesi birincilikle bitirdi.TED tarafından Amerika’ya gönderildi.1956 yılında Amerika Kaliforniya Ünv.Berkeley Kimya Müh. Birincilikle bitirdi. 1957’de Amerike MİT ‘den ve birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu. ‘’Alfred Sloan Ödülünü’’ aldı. ‘’Kuramsal Kimya’’ doktorasını yaptı, iki ödül kazandı. Hem Harward hem de Amerika’nın en ünlü üniversitesi YALE Üniversitesinde dersler verdi.

1962 Yılında Yale ‘de 26 yaşında batının 300 yılda en genç profesörü oldu. Kuramsal Kimya Bölümünü Türkiye ‘de kuran Oktay Sinanoğlu’na ODTÜ ‘’Danışman Profesör ‘’ünvanını verdi. Yale ‘de ‘’Moleküler Biyoloji’’ konusunda ikinci kürsüye atandı.1973 yılında Almanya’da en yüksek bilim ödülünü kazandı.1975 yılında Japonya ‘da’’ SEÇKİN BİLİMCİ ÖDÜLÜ’’nü kazandı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkardığı özel bir kanunla ‘’TÜRKİYE CUMHURİYETİ PROFESÖRÜ ‘’ünvanını verdi.

Aldığı ünvanlar, aldığı ödüller ve içerikleri kitaplara sığmaz.

Bunca ödül ve bilimsel uğraşlar arasında tek hedefi vardı o da okullarda’’ TÜRKÇE’’ eğitim verilmesi idi.

ODTÜ  ‘de eğitimin Türkçe verilmesi için uğraş verdi.

Bütün bunları anlatabilmek ve öz dilinden uzaklaşan bir milletin, millet olma yetisini tümüyle kaybedeceğini,  anlatabilmek için kitaplar yazdı. Bunlardan biri de  ‘’BAY BAY TÜRKÇE ‘’dir.

İsimler artık tamamen Türkçemiz ’den uzak!

Tabelalar içler acısı.’’ ARAPÇA, FARSÇA, İNGİLİZCE, FRANSIZCA’’

, BİR ULUSU BÖLMENİN EN KOLAY YOLU ÖZ BENLİĞİNDEN, ÖZ DİLİNDEN UZAKLAŞTIRMAKTIR.

Turistlere şirin görünmek için çocuktan yetişkine kadar ‘’Bay Bay ‘’ öğrettik.

Artık o güzelim sözcükleri cahilinden doktora yapmış, PROF olmuş ne kadar eğitimli varsa ‘’GÜLE GÜLE, HOŞÇA KAL, SAĞLIKLA GİT’’ unuttu.

Utanıyor muyuz Türkçe konuşmaktan?

Yoksa kendimizi çok mu üstün görüyoruz yabancı sözcüklerle kurduğumuz cümlelerle?

Atatürk döneminde, yurt dışından gelen tüm malların, gümrükten yurt içine dağıtımından önce mutlaka ‘’Türkçe ‘’ karşılıkları bulunur sonra yurt çapında dağıtımına izin verilirdi.

Atatürk döneminde, tabelalarla ilgili belediyeler yasasında bir madde vardı:

‘’ Marka olan malların önce Türkçe karşılığı bulunur, bu tabelaya yazılır, marka isim ise Türkçe karşılığının yarısı büyüklüğünde sağ alt köşede belirtilirdi.

GELELİM BELEDİYELERİMİZE;

Hiç mi rahatsızlık duymuyorsunuz?

Hiç mi içiniz sızlamıyor?

Hiç mi gocunmuyorsunuz?

Bayan berberi, erkek berberi yazmayarak bir sürü İngilizce, Fransızca, Arapça sözcükler yazılan işyerleri sizleri rahatsız etmiyor?

Bu kadar mı zor öz dilinize sahip çıkmak, bu kadar mı uzaklaşıyoruz ulusal duygulardan?

Bir şahsın hangi milletten olduğunu ancak diliyle anlarız.

Pasaportlarda ‘’TÜRK ‘’ yazıyorsa,  dilimiz Türkçe ise tüm işyerlerine Türkçe tabela zorunluluğu getirmek, sadece Belediye Meclislerinizin kararına bağlıdır.

Dünyanı n en ünlü ve en genç bilim adamının yaptığı çalışmalar ve verdiği uğraşlar bir nebze içinizi sızlatsın ve sizlere örnek olsun istiyorum.

Her tabela Türkçe olur, altına parantez içinde nece yazacak ise yazar.

MİLLİYETÇİLİK, ULUSCULUK YAPTIRIMLARLA ORTAYA ÇIKAR.

KURU KURUYA NUTUKLAR ARTIK YETMİYOR.