38,1137$% 0.18
42,0543€% -0.85
49,3487£% -1.65
3.709,46%-2,27
6.226,00%-0,45
3186113฿%0.79112
01 Nisan 2025 Salı
Siyaset Her Yeri Sardı, Çözüm Gerçek Demokrasi
Cumhuriyet-Demokrasi- Hukuk Devleti Tek Bayrak- Tek Millet
10 Kasım ve Kasımpatı Kokuları
SAĞLIKLI YAŞAMAK SAĞLIKLI YAŞLANMAK
BAYRAM
Orta Asya'dan Dünyaya: Türklerin İz Bırakan Yolculuğu
18 Eylül Dünya Su İzleme Günü, ilk olarak 2003 yılında Amerika’nın “Temiz Su Vakfı”
tarafından, vatandaşları yerel su kurumlarını izlemeleri için yetkilendirmesiyle ortaya çıktı.
“Su İzleme Günü” Dünya çapında su kaynaklarının korunması için halkın farkındalığını artırmayı ve korumaya direkt katılımını sağlamayı amaçlayan etkinliklerin gerçekleştiği bir gündür.
Dünya’da halen 2 milyar insan temiz suya erişemiyor. Su kaynakları hızla tükeniyor. Su
kaynaklarını korumak için yapılacak bir çok iş var. Devletlerin alacağı önlemler. Sektörel bazda üretim alışkanlıklarının su tasarrufu dikkate alınarak değiştirilmesi vb..
Önce birey olarak bizler bu takibi yapmalı ve kendi su tüketim alışkanlıklarımızı gözden
geçirmeliyiz. Sadece suyu direkt olarak tüketirken değil, yaptığımız faaliyetleri ve aldığımız eşya, giysi vb.. faaliyetlerde de su ayak izini takip etmeliyiz.
Su ayak izine 2 örnek:
1 Kg çikolata için 24 000 litre, 1 adet kot pantolon için 3781 litre su harcanıyor. Bu ne anlama
geliyor. Beraber hesap yapalım. Dünya nüfusunun kilogram ortalaması 62 dir. 62 kg bir insanın içme suyu ihtiyacı günde 62x 0,033 (kilogram başına su ihtiyacı) =2,046 litredir. Bir kot pantolon için harcanan su 3781 litre olduğuna göre 3781: 2,046= 1848 günlük su ihtiyacı. 1848 günü de 365 e böldüğümüzde 1848:365= 5 yıl. Yani bir adet kot pantolon için harcanan su bir insanın 5 yıllık su ihtiyacı kadardır.
KONYA KAPALI HAVZASI’NDA DURUM:
Bu köşedeki yazılarımızda genellikle Konya Kapalı Havzası’nın su fakiri olduğunu, çölleşme
ihtimali bulunduğunu yazıyoruz. Bu ihmal edilecek bir konu değildir.
Bakınız; Çölleşme Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nün Konya Kapalı Havzası ile ilgili
tespitlerinin bir bölümü özet olarak şöyle:
1-Sulak Alanların %65 i yitirildi.
2-Göller kuruma noktasına geldi.
3-Havzada kuraklık şartları egemendir.
4-Yer altı su seviyesi gittikçe düşüyor.
5-Taban suyunun düşmesi uzun vadede çölleşme tehlikesini beraberinde getirmektedir.
6-Bölgede bitki örtüsü zayıflamakta, toprak çöle dönüşmektedir.
TARIMSAL AMAÇLI SULAMALAR:
Konya Kapalı Havzası’nda tarımsal amaçlı yeraltı kuyularının dörtte üçü DSİ den izin almadan
açılan kaçak kuyulardır. Kuyularda sayaç bağlı olmadığından “yağma hasanın böreği misali su tasarruf düşüncesi olmadan döke saça kullanılıyor. Bu konudaki eksiğimiz, bu suları kullanan çiftçilere yeraltı sularının ormanlar gibi meralar gibi, deniz kenarları gibi halkın ortak malı olduğu bilincini veremeyişimizden bir eğitim noksanımızdır. Çoğu çiftçi suyu çaldığını bilmiyordur bile, ruhsatlı kuyu, ruhsatsız kuyu söylemleri yetersiz kalıyor. Dinimizde hırsızlığın en büyük günah olduğunu her müslüman bilir. Camilerde hutbelerde bu konu işlenmelidir. İl Müftülüğümüzün dikkatine sunuyorum.
Ürün Deseni Yeniden Belirlenmeli.
Bir diğer önemli konu Konya Kapalı Havzası’nda ürün deseninin yeniden belirlenmesi ve
devletimizin buna göre önlem alması, politikalar belirlemesi gerekmektedir.
Pancar ve mısır ekiminin yanına şimdide kenevir bitkisinin eklenmesi çalışmalarını görüyorum.
Bu son derece yanlıştır. Kenevir bitkisi de sucul bir bitkidir. Ülkemizde devletimizin izin verdiği 19 ilde kenevir bitkisi ekilmektedir. Bu 19 ilin yıllık yağış miktarları Konya’ya göre çok yüksektir . Şimdi bir zorlama ile Konya’da da ekilmesi girişimlerinin gözden geçirilmesi ile bu bitkinin ekiminim önlenmesi önemlidir diye düşünüyorum.
Hoşça kalın.