38,1137$% 0.18
42,0543€% -0.85
49,3487£% -1.65
3.709,46%-2,27
6.226,00%-0,45
3143159฿%-0.09668
Hukuk Fakültelerinde Hukuk Dersleri okutulur ve eğitimi verilir , Lâkin her hukuk Fakültesi mezunu HUKUKÇU olamaz.
HUKUKÇU olabilmek , verilen hukuk öğretim ve eğitimini sindirebilmek, benimseyebilmek, özümseyebilmek ile olur.
Ancak bunu başarabilen kişiler HUKUKÇU olarak nitelendirilebilir. Aşağıda bu özelliğin sadece fakültelere ve öğretim kadrosuna mı yoksa şahsın kendi kabiliyet ve çalışmasına mı veya her ikisine birden mi bağlı olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Türkiye’de en eski Hukuk Fakültesi 1874 yılında MEKTEB-İ HUKUK-U SULTANİ adı ile İstanbul’da açılmıştır. 1933 tarihinde ise İSTANBUL HUKUK FAKÜLTESİ adını almıştır.
Cumhuriyet Döneminin ilk Hukuk Fakültesi ise 1925 yılında Ankara’da açılan ANKARA HUKUK FAKÜLTESİ’ dir. Bu Fakültenin sloganı CUMHURİYETİN MÜEYYİDESİ dir.
İstanbul Hukuk Fakültesinin 1933 tarihinden önceki öğretim kadrosu da çok takdire şayan Hukuk hocalarından oluşmuştur Bu hocaların büyük bölümü
Fransa’da Paris Hukuk Fakültesinde hukuk tahsil edip mezun olan kişilerdir.
1930 tarihinde ise Almanya’dan Yahudi kökenli çok sayıda bilim adamı Türkiye’ye gelmiş, sığınmış ve fakültelere öğretim üyesi olarak davet edilmişlerdir ki büyük bölümu de İstanbul Hukuk Fakültesinin öğretim kadrosunu oluşturmuşlar ve Türkiye’deki yeni ve Medeni Hukuk döneminin de mimarları olmuşlardır.
Bu hususta 3 Kasım 2016 tarihinde oldukça geniş bir paylaşım yapmış ve ismen tek tek tüm eğitim kadrosunu tanıtmış ve anlatmıştım. Bu paylaşımım o tarihteki paylaşımımın pek kısa bir özeti mahiyetindedir.
İsranbul Hukuk Fakültesi öğretim kadrosu yönünden en verimli devrini 1930 ilâ 1990 lı yıllar arasında görmüştür .Ben İstanbul Hukuk Fakültesi 1970-1974 dönemi öğrencisi idim. 1930 lu yılların o muhteşem kadrosunun ilk dönem Asistanları bizim dönem hocalarımızdı. Bu kadro ve bu kadrodan yetişenler 1990 yılına kadar devam etti. O tarihten sonra artık kadrodan emekli olanlar, yeni açılan Hukuk Fakültelerine hoca olarak geçenler derken artık kadro çok değişti ama bu yeni kadroları tahfif manâsına da gelmez.Öyle değerli yeni nesil öğretim üyeleri de var ki medar-ı iftiharımızdır.
Bugün Türkiye’de gerek Devlet okulu olarak, gerekse özel Üniversitelerin Hukuk Fakülteleri olarak 100 civarında Hukuk Fakültesi bulunmaktadır. Tabii ki bu kadar Hukuk Fakültesinin öğretim kadrosunun nevzuhur bir kadrodan oluştuğunu anlamak çok zor olmayacaktır.
Fakat ben bunları yazarken o döneme kadar , benim muhteşem bir kadro diye tavsif ettiğim öğretim üyelerinde okuyup mezun olan her hukuk fakültesi mezunun da HUKUKÇU olarak niteleneceğini iddia etmiyorum. Belki bugüne nazaran o hocalardan alınan HUKUK NOSYONU çok önemlidir, Metod çok önemlidir ama, yine de öğrencinin kapasitesi, merakı , gayreti , kabiliyeti HUKUKÇU olmakta çok daha önemlidir.
Bugün Hukuk Fakültelerinde okutulan dersler KAMU HUKUKU ve ÖZEL HUKUK diye ayrılmaktadır ki doğrudur ama ben ayrıca TEMEL HUKUK DERSLERİ ve MESLEKİ HUKUK DERSLERİ diye bir ayırım yapıyorum kendimce.
Benim sınıflandırmamdaki TEMEL HUKUK DERSLERİ ,
Kast ettiğimiz ,arzu edilen HUKUKÇU vasfı kazandıran derslerdir. Bu dersler özetle başta , HUKUK FELSEFESİ ,
HUKUK SOSYOLOJİSİ , HUKUK ANTROPOLOJİSİ, HUKUK BAŞLANGICI , HUKUKA GİRİŞ, ROMA HUKUKU ,
KRİMİNOLOJİ , AMME HUKUKU , ANAYASA HUKUKU , DEVLETLER HUKUKU , ADLÎ TIP gibi derslerdir. Bu dersler ile HUKUK MANTIĞI öğrenilir, MESLEKİ DERSLER de bu mantık ile öğrenilir ve yorumlanır.
HUKUK MANTIĞI , kendine özgün kuralları ile FELSEFİ MANTIK’tan daha farklıdır, kendine özgüdür.
Hukuk Mantığına bihakkın vâkıf olmayanlar asla Hukukçu olamazlar.
TMK mad. 1 – Kanunda bir konuda tatbik edilebilecek bir hüküm yoksa hâkim, o konuda Vazı -ı Kanun (Kanun koyucu) olsa idi , nasıl bir hüküm koyacak ise, ona göre hüküm tesis etmelidir. der.
İşte o hâkim hukukçu olmak zorundadır. Hukukçu olmayan, hukuk mantığına sahip olmayan bir hâkim , vazı-ı kanun gibi davranamaz.
Esasen TMK , karar mercii olmak hasebi ile bir hâkime böyle bir görev yüklemiş de olsa , her hâkimin, her savcının ve de her avukatın öncelikle HUKUKÇU olması aranır , daha doğrusu aranması getekir.
Bugün Türkiye’de gelinen noktada , HUKUKÇU vasfı hiç olmayan kişilerin hâkimlik, savcılık kürsülerini işgal eden , avukatlık mesleği icra eden ve hatta Üniversitelerde Hukuk Fakültelerinde öğretim kadrolarında görevli kişiler oluşundandır. Buna da o ülkede hukukun iflası denir. MAALESEF…! Maalesef ki durumumuz budur..
Almanya bileti Konya’dan