37,9382$% -0.02
42,3297€% 2.61
50,2327£% 1.79
3.808,25%-0,47
6.299,00%-0,17
3167997฿%-2.06478
12 Şubat 2025 Çarşamba
Siyaset Her Yeri Sardı, Çözüm Gerçek Demokrasi
Cumhuriyet-Demokrasi- Hukuk Devleti Tek Bayrak- Tek Millet
10 Kasım ve Kasımpatı Kokuları
SAĞLIKLI YAŞAMAK SAĞLIKLI YAŞLANMAK
BAYRAM
Orta Asya'dan Dünyaya: Türklerin İz Bırakan Yolculuğu
10 Kasım… Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrıldığı gün. Yıl 1938, saat 9’u 5 geçe. O an, bu ülkenin hafızasına kazınan ve yüreğinde derin bir sızı bırakan bir zamandır. Ancak 10 Kasım sadece bir yas günü değildir; Atatürk’ü anlamak, onun ilke ve devrimlerine sahip çıkma sorumluluğumuzu hatırlatan bir gündür.
Atatürk, her şeyden önce bir milletin kurtuluşunu ve yeniden doğuşunu mümkün kılan liderdi. O, yalnızca askeri dehasıyla değil, ileri görüşlülüğü, kararlılığı ve ulusuna duyduğu güvenle de tüm dünyaya örnek oldu. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından işgal altındaki bir ülkede, “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek başladığı mücadeleyi zaferle taçlandırdı. Bugün bu topraklarda bağımsız bir ulus olarak yaşıyorsak, bunu onun önderliğine ve milletiyle birlikte gösterdiği büyük dirence borçluyuz.
Atatürk, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözleriyle, kendi varlığını değil, kurduğu Cumhuriyeti kalıcı kılmak istediğini vurgulamıştı. O, ölümlü bir insan olarak ardından baki kalacak olanın fikirleri, devrimleri ve Cumhuriyet olduğunu biliyordu. Bu yüzden 10 Kasım’lar, onun hatırasını yaşatmanın ötesinde, Atatürk’ün emanetini koruma ve onu her zaman ileriye taşıma günü olarak da anılmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, milletine “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” diyerek seslendi. Bu çağrı, bizlere onun ilke ve devrimlerini yalnızca korumayı değil, onları anlamayı ve geleceğe taşımayı emrediyor. 10 Kasım, işte tam da bu bilinçle, onun fikirlerini ve ilkelerini kendimize rehber edinme günüdür.
Atatürk’ün laik, demokratik, çağdaş bir Türkiye hayalini gerçekleştirmek için her alanda ilerlemek, onun mirasına en büyük saygıyı göstermenin yoludur. Onun eğitime, bilime ve sanata verdiği önemi hatırlayarak, ülkemizi aydınlık yarınlara taşımak için çaba göstermeliyiz. Bugün bir bilim insanı, bir sanatçı ya da bir öğretmen olarak Türkiye’ye katkı sağlıyorsak, bu Atatürk’ün bize açtığı yoldan yürüdüğümüz içindir.
Her 10 Kasım sabahı saat 9’u 5 geçe durup saygı duruşunda bulunurken, aslında biz yalnızca Atatürk’ü değil, onun bize kazandırdığı bağımsızlık ruhunu, çağdaşlık idealini ve özgürlüğü de selamlıyoruz. Atatürk, bir milletin kalbinde ve zihinlerinde ilelebet yaşayacak bir liderdir. O’nun çizdiği yolda, aklın ve bilimin rehberliğinde, medeniyet yolunda ilerlemek, bugün ve her zaman en büyük görevimizdir.
Ruhun şad olsun, Atam. Emanetini gururla, minnetle ve kararlılıkla yaşatmaya devam edeceğiz.