Yargı; zihinsel karşılaştırma, kavrama değerlendirme gibi yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm verilmesidir. Nisa Suresi 94. ayeti: “ Bir şeye hüküm vereceğiniz zaman iyi anlayın, iyi dinleyin, peşin hüküm vermeyin. Şartlanmış, sapıtmış fikirlere saplanmayın.”der. Anlamanın huzur getirdiği, ilişkilere anlam ve değer kattığı yadsınamaz bir gerçektir. Sınırsız, sonsuz bir varoluşun içerisinde her var edilen bir zerredir. Her zerrede de varoluşun hakikati ve anlamı yüklüdür. İbnü’l Arabi de: “Allah’ın kullarını küçümseme çünkü onların nimet ve ikram sahibi Allah’tan payları var.” derken zanlarla oluşturduğumuz küçümseme hallerimizin doğru olmadığını anlatır bizlere. Çok bildiğini ve bildiğinin en doğru olduğunu iddia edenler az bilenlerdir. Algıları zayıftır. Bütünün içindeki birliği idrakten uzaktırlar. Sürekli olarak yargı ve zanlarla uğraşıp dururlar. Her şeyin yakın ya da uzak birbirine bağlı olduğunun, birbirini tetiklediğinin idrakinden uzaktırlar. Peşin hüküm verildiğinde oluşan o sıkışık ve dar enerji alanı içinde boğulup giderler, mutsuz ve asabidirler. Esnemek, anlam yüklemekten vazgeçmektir. Her şeyin olabilirliğini kabul etmektir. Korkulardan, zarar görme düşüncesinden uzaklaşmaktır. Zanlarla oluşturulan yargılar hükmetme durumunu oluşturur. Hükmetme ise daralma ve küçülmedir. Hükümler gelişmeyi, değişmeyi engeller. Değişim, dönüşümü sağlar. Değişen ve dönüşen sistem içinde buna direnenler yok olurlar. Var olduklarını sanıp yokluğa doğru yol alırlar. Ben, ben derken hiç olduklarını unuturlar. “Hiç”liğin idraki “Ben”in içinde yer almakla gerçekleşir. O “BEN”in içinde ise ne sen varsın ne de ben. Ömer Hayyam: “ Alemin sırlarını ne sen bilirsin ne de ben Bu muamma harfini ne sen çözebilirsin ne de ben Perdenin bu yanında senin benim dedikodularım var Perde ortadan kalkarsa ne sen ortaya çıkabilirsin ne de ben.” dizeleriyle hem var hem de yok oluşumuzu hatırlatır bizlere. Küçük tepelerin kendini dağ sanmasına benzer yargılar. Çünkü kişi sadece kendi aklının en iyi akıl olduğunu zanneder. Başka akılların varlığını reddeder. Kendini beğenmişliğin içinde kavrulur gider. Her bireyde var olan yargılar kimi zaman bilinçli farkındalıkla kontrol altına alınır kimi zaman ise hiç fark edilmez. Fark edip zandan, yargıdan, hükmetme ve küçümseme bilincinden uzak olabilme dileğiyle sevgiler…