Türkiye’de şu anda açlık sınırı 16.000 TL olarak açıklanıyor. Emekli maaşı ise 10.000 TL. civarındadır. Devletln vatandaşını değil açlık sınırı , yoksulluk sınırı altında dahi yaşatmamak en büyük görevi olmalıdır. Vatandaş hem vergisini vermekte, hem tarh edilen ek vergilere katlanmakta , hem de sigorta primlerini ödeyerek emekliliğe ve emeklilikte elde edeceği maaşa hak kazanmaktadır. Dolayısıyla her vatandaş bu ülkede kendi parasını ve hakkını kendi elde etmektedir. Bu durumda her emeklinin, her vicdanlı vatandaşın ve dahi muhalefet parti başkanlarının ve özellikle ana muhalefet parti başkanının bu konuda bir düzenleme talep etmesi, demokratik bir hak ve görevdir. Devlet vatandaşına hakkını verecek ve âdil bir gelir dağılımı ile maaş ve ücretleri bütçe içinde düzenleyecektir. Devlet vatandaşına hakkını verecektir, değilse devlet sadaka dağıtma mercii değildir. Devlet bütçesini en dengeli biçimde düzenlemek, devlette israfı önlemek, kişi ve gruplar arasında ayırımcılık yapmamak , devleti idare edenlerin görevidir. Ana muhalefet parti başkanı Sn. Özgür Özel’in “devletteki israfın önlenmesi ve emeklinin açlık sınırı altında yaşamaya mahkum edilmemesi“ yönündeki talebi, fevkalâde doğru bir demokratik taleptir ve de muhalefet parti başkanı olarak görevidir. Sn. Cumhurbaşkanının bu meşru talebi “ Halkı ve emekliyi tahrik” olarak nitelemesini garipsiyorum. Halk ,bugünden yüksek enflasyon altında ezilmekte, 31 Mart seçimleri sonrası da geleceği söylenen zamlar, yeni vergiler ve enflasyon söylentileri karşısında psikolojikman ezilmektedir.