Türkiye’de siyasetin, girdiği hiçbir kurumda başarı sağlanamamıştır ve sağlanamayacaktır da.. Oysa bir ülkenin temeli hukuk üzerine inşa edilir. Eğitim de bu temelin en önemli destekçisidir. Ancak hukukun ve eğitimin zayıf olduğu toplumlarda ne ilerleme kaydedilebilir ne de söz hakkı kazanılabilir. Bugün geldiğimiz noktada siyaset, adeta bireysel hayatımıza kadar nüfuz etmiş durumda.
ADALET VE EĞİTİM ÇÖKÜYOR
Adaletin durumu içler acısı. İnsanlar öldürülüyor, faili meçhul cinayetler çözülemiyor. Eğer bir siyasetçi tanıdığınız yoksa adalet sisteminde hak aramak neredeyse imkânsız hale geliyor.
Eğitimde ise durum daha da vahim. Türkiye, dünya sıralamalarında sonlarda yer alıyor. Eğitimin temeli bilim olmalıdır ancak ne yazık ki toplum, sorgulamayan bireyler yetiştiren bir sistemin içine hapsedildi. Eğitimsiz bir toplumda sevgi ve saygı da kaybolur.
PARTİ BAŞKANLARI VE DEMOKRASİ ENGELİ
Türkiye’de parti tüzükleri demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Genel başkan seçilen kişi, ölene kadar koltuğunu bırakmıyor. Milletvekili ve belediye başkanı listeleri halk tarafından değil, parti başkanları tarafından belirleniyor. Böyle bir sistemde seçilen kişi halka mı hizmet eder, yoksa onu oraya getiren parti başkanına mı?

