Osmanlı Devletinde de, zor mali dönemler yaşanmıştır.
Örneğin 1850 den sonra, Padişah İkinci Abdülmecit tarafından bir fermanla “ Tenkisat ve Tasarrufat” (Kesintiler ve Tasarruf) komisyonu acilen kurularak Sarayın ve Hükümetin harcamalarında bir dizi kısıtlamalar getirilmiştir.
İlk tedbir olarak, hemen Sarayda tasarruf tedbirlerine geçilmiş , Sarayda erkânın ve haremin kullanımında olan çift beygirli arabaların ve saltanat kayıklarının kullanımına büyük kısıtlama getirilmiş, Sarayda kullanılan altın gümüş kap kacaklar darphaneye göndrilerek eritilip para basılmış ve maliyeye aktarılmıştır.
Yine ilk tedbirlerden olarak Sarayda çalışan hizmet personeli sayısında da azaltmaya gidilmiştir.
Devlette çalışanların belli bir miktarın üzerinde maaş alanların ( 100 kuruşun üzerinde) maaşlarından %5 bir kesinti yapılmıştır.
Saraya gelen ziyaretçilere yapılan ikramlarda da tasarrufa gidilmiş, çubuk, kahve ve şeker gibi bir takım ikramlar kaldırılmıştır.
Askeri, mülki ve ilmi erkânın memurlarını çok beygirli arabalara bindirmesi yasaklanmıştır.
Osmanlı Saray adabında Saray , kendi israfını önlemeden halktan bir talepte bulunmamıştır.
Lâkin yine bu dönemde yapılan Dolmabahçe Sarayı yanında başka köşkler ve kasırlar ve bunlar için alınan dış borçlar mâli çöküşü önleyememiştir.
Gerçi, çok büyük ve görkemli yapısına rağmen, Dolmabahçe Sarayı inşasında mâli sıkıntıyı görmek mümkündür. Şöyle ki, iç sütunlar mermer dış görünümlü ama özel bir boyama tekniği ile mermer intibaı verilen sütunlardır.
Dolmabahçe Sarayının yapılması dönemi için bir gereklilik olarak değerlendirilebilir. Zîra, Avrupa ve batı ile entegre olunur, dış münasebetlere önem verilirken, memlekete gelen yabancı elçiler ve erkânı, imparatorları, Topkapı Sarayı şartları ve usulü çerçevesinde ağırlamak, misafir etmek, karşılamak fiziki şartlar bakımından zorlaşmıştı.
Dolmabahçe Sarayı Avrupai bir ağırlama , karşılama usulüne uygundu. 1843-1856 yılları arasında Devlet işleri yönetim merkezi olarak inşa ettirilmişti.
Fakat, bu yazının esas amacı, Osmanlı döneminde de mali zayıflama durumunda ve şartlarında SARAY’da ve Devlette TASARRUF TEDBİRLERİNE gidilmeden doğrudan halka müracaat edilmemesidir.
Her şeyden önce, Devlette ve yönetimde İSRAFIN ve AŞIRI HARCAMALARIN önlenmesi ve kısılması gerekir. Mâli Kriz dönemleri İSRAF, ŞATAFAT ve GÖSTERİŞ dönemleri değildir.
DEVLET İTİBARI asla israfta aranmamalıdır ki, halk ekonomik sıkıntı altında ezilmesin.

