Işığın da kirliliğimi olurmuş demeyin.
07.Eylül.2025 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ekinde Ayça Ceylan’ın köşesinde ışık kirliliği ile ilgili yazıyı okuyunca; ışık kirliliğinin de önemli bir çevre kirliliği olduğunu gördüm.
Geceyi gündüze çeviren tehlike:
Yakın zamanda yayımlanan kapsamlı bir bilimsel araştırma, kentlerdeki ışık kirliliğinin kuşların ötüş sürelerini uzattığını ve günlük döngülerini dramatik biçimde kaydırdığını ortaya koydu. Bu bulgular yalnızca kuşların değil insanın da nasıl ortak bir “ritim kaybı” yaşadığını hatırlatıyor. Kentler geceyi gündüze çevirirken görünmez bir dönüşüm yaşanıyor. Sokak lambaları, reklam panoları ve vitrin ışıkları bize güven ve hareket duygusu verirken doğanın kadim ritimlerini sessizce bozuyor. Kuşların yaşamı günün uzunluğunu ölçen hassas biyolojik saatlere bağlıdır. Ötüşleri, uyku düzenleri, göç kararları, hatta üreme dönemleri bile ışığın en küçük değişimlerinden etkilenir. Geceyi delen yapay ışıklar ise bu dengeyi altüst ediyor.
50 Dakika daha uzun ötüyorlar.
Işık kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan kuşlar, günde ortalama 50 dakika daha uzun ötüyor. Sabahları daha erken şarkıya başlıyor, akşamları ise daha geç susuyorlar.
Bu etkinin özellikle büyük gözlü türlerde ve açık yuvalarda yaşayanlarda daha belirgin olduğu gözlemlendi. Üreme döneminde ötüşler daha da yoğunlaşıyor. Kuşlar için ötmek yalnızca şarkı söylemek değil aynı zamanda eş bulmanın, bölgeyi savunmanın ve türün sürekliliğini sağlamanın en temel yolu. Yapay ışık, bu iletişim aracını bozarak enerjilerini hızla tüketmelerine yol açıyor. Uzayan ötüşlerin doğrudan sonuçları henüz tam olarak bilinmese de araştırmacılar bunun kuşların uyku sürelerini kısaltabileceğini, enerji dengelerini bozabileceğini ve yavru bakımında aksamalara yol açabileceğini vurguluyor. Uzun vadede biyolojik ritmin bu şekilde sarsılması yalnızca kuşları değil tüm ekosistemi tehdit ediyor.
İnsan Sağlığı Ve Işık Kirliliği
Kuşlarda gözlemlenen bu değişim aslında bize de tanıdık. Çünkü ışık kirliliği yalnızca kuşların değil biz insanların biyolojik saatini de etkiliyor. Sirkadiyen ritmi bozan yapay ışık, melatonin üretimini düşürerek uyku yoksunluğuna, yorgunluğa, baş ağrılarına, strese, kaygıya ve daha birçok sağlık sorununa neden oluyor. Geceyi karanlıkta yeniden kutlamak, yalnızca kuşların doğal şarkısını geri vermek değil aynı zamanda sağlığımızı ve yaşam ritmimizi de onarmaktır.
Çözüm Mümkün
Doğanın ritmi, sabahın ilk ötüşünden gecenin sessizliğine kadar uzanan hassas bir dengedir. Yapay ışıklarla geceyi gündüze çevirdiğimizde bu denge bozulur. Oysa çözüm karmaşık değil: Gereksiz ışıkları kapatmak, daha sıcak tonlu ampuller kullanmak, aydınlatmaları doğru yönlendirmek ve karanlık gökyüzü alanlarını korumak. Küçük adımlar, büyük sonuçlar yaratabilir.
Hoşça kalın.
