19 Mayıs 1919 , İtilaf devletlerinin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir . 1938 yılında “Gençlik ve Spor Bayramı” “, 1981 yılında da Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olması nedeniyle “ Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı “adlarını almıştır. Bizim gençlik yıllarımızda öğrenci olarak , daha sonra öğretmenlik yıllarımızda eğitimci olarak büyük bir heyecanla ,coşkuyla kutladığımız önemli milli bayramlarımızdan biriydi . Her şeyin anlamını yitirdiği ve değersizleştirildiği bu günlerde bu önemli bayramın hak ettiği değeri görmediğini görmekte ve üzülmekteyiz. “Gençlerimiz ve aydınlarımız ne için yürüdükleri ve ne yapacaklarını önce kendi düşüncelerinde iyice kararlaştırmalı , onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilir hale getirmeli , ancak ondan sonra ortaya atmalıdır. Ben çok ümitliyim ki gençlerimiz bunu yapacak derecede yetişkindir.” diyen ulu Önder Atatürk gençliğe çok inanmış ve güvenmiştir . Bu güven ve inanç ona “ Gençliğe Hitabe “ yi emanet bıraktırmıştır . Gençliğe Hitabe ; gençlerimize geçmişi ,bugünü ve yarını anlatan, çok derin anlamları , uyarıları olan evrensel bir mesaj ve değerli bir armağandır . Gençlik sadece yaş aralığıyla ilgili kavram mı acaba ? Genç olmak fiziksel özelliklerin yanı sıra zihinsel bir aktivitedir aynı zamanda . Genç olmak için genç düşünebilmek , hayattan zevk almak , hayata mizah katmak da gerekir aslında. Sürekli üretmek ve zihinsel sınırlarımızı zorlayarak dinlenmeksizin yürümeye devam etmek , bizleri zorlamadığı gibi genç kalmamıza da katkı sağlar . Umutlarımızı hiç kaybetmeden , durağan ve sıkıcı olan yaşamlarımızın sınırlarını zorlayarak sonuçta neşeye ulaşmalıyız. Birçoğumuzun ezberinde olan: “Neşeli ol ki genç kalasın, Bu dünyadan da zevk alasın, Ümitler hep söylenir neşeyle, Neşeli ol ki genç kalasın .” dizeleri genç kalmanın sırrını ne güzel açıklar . “Hayat sizlere acıyı zaten getirir , sizin sorumluluğunuz neşeyi artırmaktır .” der Milton Ericson. İşler yolunda iken mutlu ve sevinçli oluruz , bozulunca da dünyamız kararır ve üzülürüz . Bu bir bakış açısı , güçsüz bir yaklaşım tarzıdır . Başımıza gelen her şeyin güzel ve öğretici olduğunu kabul eder, bu bilinçle büyüme, iyileşme ve neşeli olma fırsatını kendimize verirsek her zaman genç kalırız. Keder ve üzüntüden bir sonuç alınamaz . Acıya ,üzüntüye dayanmak ümidin anasıdır . Onun doğuracağı ümit ,güven ve inanç sonunda başarıyı getirir. Keyif de huzurda olma halidir , beraberinde neşeyi getirir . Çok hızlı ve bulaşıcıdır. Bu mutluluğa da kendimizden ve sevdiklerimizden esirgemeden genç kalmaya ,genç yaşamaya devam etmeliyiz . Genç olanlara , genç kalanlara ve bunun için emek harcayanlara selam olsun . Sevgiyle kalın