Fark bir kimse ya da nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik yani ayrımdır. Fark etmek ise görmek, seçmek, ayrımsamaktır; anlamak, sezmektir; değişmek, başkalaşmaktır. Fark etmek, ayırt edebilme yetisi ve özelliğidir. Farkında olmak akıl işidir. Her şeyin bir bütün içerisinde ayrı ayrı görünür olduğunu anlayabilmektir. Her birinin işlevi ve görevi olduğunu kavrayabilmektir. Platon: “Tanrı bütün varlıklara güçler vermiş, varlıklar bu güçleri ile korunmuşlardır. İnsana ise aklını vermiştir” derken bütünü idrakte aklın önemini vurgular. İnsan bu dünyaya kendi yüceliğinin farkına varmak için gelmiştir. İçimizdeki enerji ile evreni yaratan enerji aynı. Bu nedenle iç sese kulak vermeli, önemini fark etmeli. Farkında olunması gereken şey insanın kendisidir. Kendinin farkında olan her şeyin farkında olandır. İnsan büyük bir alemdir. Hz. Ali: “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın ama en büyük alem sende gizlidir” derken insanın yaratılış sebebini fark edebilmesini ne güzel anlatır. Muhammet İkbal de “İnsana sığabilene kainat, kainata sığamayana da insan denir” diyerek farkındalığın yetersizliğinde insanın ıstırabına atıfta bulunur. Farkındalık manevi idraktir. Ayrılıktan birlikteliğe doğru gerçekleşen bir harekettir. Ayrılıkların aslında bir ve bütün olanın yansıması olduğunu anlayabilmektir farkındalık. ‘Bir’de olanın bütünün her parçasında var olduğunu, bizim neye ihtiyacımız varsa onun ortaya çıkarıldığını anlayabilmektir. Kusurlarımıza bizi bir üst Hakikate bağlı olduğumuzu fark ettirdikleri için şükredebilmektir. Kusurlarımız olmasaydı dönüşüm gerçekleşmezdi. “Var olan her şeyde, meydana gelen her olayda, elde edilen her gerçeklikte yeterli bir neden vardır ve bu nedeni sadece Tanrı bilir.” *Wilhelm Leibniz Hakk bilinci güçlenince çelişkiler azalır, farkındalık artar. Her şey zıttı ile var olur. Bu varoluşun hikmetidir. Zıtlar ve ayrı oluşlar birbirini tamamlar, pazılın parçaları gibi. Pazılın parçaları birbirine hem benzer hem benzemez gibi görünür. Ait olduğu yere gelmezse yerleştiremezsiniz oraya. Ancak ait olduğu yere yerleştirilirse resim tamamlanır. Birini bile kaybetseniz tablo tamamlanmaz. Aynen bizim gibi. Her şey, herkes ait olduğu yerdedir. Bütünün ve varoluşun içerisinde farklılığın önemini ve değerini fark edenlerden olabilmek dileğiyle sevgiler.