Uzun yıllar süren anaokulu müdürlüğü ve ilkokul müdür yardımcılığı görevlerim süresince, eğitimin mutfağında binlerce çocuğun gelişimini gözlemleme şansım oldu. En dikkat çekici gözlemim ise şuydu: Aynı müfredatı alan, aynı öğretmenlerden ders dinleyen ve aynı okul ortamında bulunan çocuklar arasında değerler eğitimi ve akademik başarı açısından neden devasa uçurumlar vardı?
Bu sorunun cevabı, okulun duvarları dışına taştı: Çocukların akademik başarısı, sadece okulda öğrendikleriyle değil, evin içinde kurulan yaşam düzeniyle doğrudan bağlantılıydı.
Bir çocuğun eğitim serüvenini, tek bir ray üzerinde ilerleyen bir trene benzetiyorum. Okul ve ev, bu trenin raylarını oluşturan iki temel unsurdur. Raylar aynı yöne bakarsa tren hedefine hızla ulaşır; ancak ev ve okul farklı yönlere çekilirse, çocuk zihinsel ve duygusal bir çatışma yaşar. Dolayısıyla, okulların asli görevlerinden biri sadece öğrenciyi değil, bu yolculuğun en büyük paydaşı olan ebeveyni de eğitmektir.
Biz ebeveynler, çocuklarımızın yolunu aydınlatmak isterken bazen iyi niyetle yollarını tıkayabiliyoruz. Acaba günlük ebeveynlik alışkanlıklarımız, çocuğumuzun eğitim treninin raylarını farklı yönlere mi çekiyor? Gelin, okul ve evin uyumunu bozan beş ortak hataya birlikte bakalım.
1. "Kurtarıcı" Ebeveyn Olmak
Çocuğumuz bir zorlukla karşılaştığında yardıma koşmak, içgüdüsel bir ebeveyn reflekstir. Ancak ayakkabısını giydirdiğimiz, yemeğini yedirdiğimiz, çantasını hazırladığımızda, projelerini tamamladığımızda ya da sorunlarını biz çözdüğümüzde, ona ‘’sen bir hiçsin, bunu tek başına başaramazsın’’ mesajını veriyoruz. Oysa akademik başarı, problem çözme becerisiyle doğru orantılıdır. ‘’Ver onu ben yapayım’’ demek yerine, ‘’Bunu kendi başına nasıl çözebilirsin, gel bir düşün bakalım’’ demek, onun zihnindeki kasları güçlendirecektir.
2. Notlara Değil, Sürece Odaklanmak
Çocuklarımızı sadece başarı ve aldıkları notlarla değerlendirdiğimizde, hatasından öğreneceğini unutup, hata yapmaktan korkan, zorluklardan kaçan ve öğrenme tutkusunu kaybeden bireyler yaratıyoruz. Bu çocuklar ‘’ben başaramam, sen daha başarılısın’’ diyerek başarısızlıklarını kabullenen nesillere dönüşür. Eğitim, bir varış noktası değil, bir yolculuktur. Çocuğunuza okuldan geldiğinde ‘’Kaç aldın?’’ diye sormak yerine, ‘’Bugün öğrenirken seni en çok ne heyecanlandırdı?’’ diye sormayı deneyin. Çabayı övmek, sonucu övmekten çok daha kalıcı bir motivasyon sağlar.
3. Evde Tutarsız Rutinler
Düzensiz bir uyku, sınırsız ekran süresi, tutarsız sınırlar, kurallar ve yapılandırılmamış bir gün, çocuğun odaklanma kapasitesini zayıflatır. Öğrenme; huzur, düzen ve tutarlılıkla beslenir. Okuldaki disiplinli programın evde de benzer ritimlerle desteklenmesi, çocuğun zihinsel enerjisini doğru yönetmesini sağlar. Basit bir çalışma planı ve düzenli bir uyku saati, sınıfta çok daha yüksek bir konsantrasyon olarak geri dönecektir.
4. Karşılaştırmanın Yıkıcı Gücü
‘’Kuzenine bak, o ne güzel başardı’’ cümlesi, bir çocuğu motive etmekten ziyade, özgüvenini derinden yaralar. Her çocuğun öğrenme hızı ve ilgi alanı parmak izi kadar kendine hastır. Karşılaştırma, endişeyi ve başarısızlık korkusunu tetikler. Odak noktamız başkaları değil, çocuğun dünkü hali ile bugünkü hali arasındaki gelişim olmalıdır.
5. Öğretmenle İletişim Kopukluğu
Veliler ve öğretmenler arasındaki bağ, çocuğun eğitim treninin lokomotifidir. Sadece sorun çıktığında okula gitmek veya ‘’öğretmen zaten halleder’’ düşüncesi, bu lokomotifi yavaşlatır. Okulla iş birliği yapmak, çocuğunuza “senin eğitimine değer veriyoruz ve bu ekibin parçasıyız” mesajını verir. Öğretmenle kurulan saygılı ve sürekli bir iletişim, çocuğun akademik ve duygusal ihtiyaçlarını erken fark etmemizi sağlar.
Çocuklarımızın mükemmel ebeveynlere ihtiyacı yok; öğrenmeye, gelişmeye ve gerekirse değişmeye istekli, huzurlu ebeveynlere ihtiyaçları var. Ebeveynlikte hiçbir hata kalıcı değildir; her yeni gün, çocuğunuzun potansiyelini desteklemek için yeni bir fırsattır.
Bu hafta kendinize sorun: ‘’Çocuğumun akademik yolculuğunu desteklemek ve okul ile ev arasındaki uyumu güçlendirmek için bugünden itibaren hangi küçük alışkanlığı değiştirebilirim?’’
Unutmayın, evde attığınız küçük adımlar, çocuğunuzun gelecekte atacağı en büyük adımların temelidir.
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN

