Ereğli Akgöl Sazlıkları Ramsar Sözleşmesi çerçevesinde A sınıfı sulak alandır 1992 de Turizm Bakanlığı’nca 1.Derece Doğal Sit Alanı olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca da “Tabiatı Koruma Alanı” olarak ilan edilmiştir. Kuzeyde Karacadağ, Güneyde Torosların Bolkar Dağları ile çevrilidir. Ereğli Akgöl Sazlıları Konya’nın Ereğli ve Karapınar İlçeleri ile Karaman’ın Ayrancı ilçeleri sınırlarındadır. 1960 lı yıllarda 21.500 Hektarlık bir alana sahip olan ve günümüzde tamamen kurumuşken, DSİ Bölge Müdürlüğü tarafından 2014 yılında bir sedde oluşturularak yaklaşık 343 Hektarlık bir alanda daimi bir sulak alan oluşturulmuştur. 16200 Hektarlık kısmı sıtma hastalığı ile mücadele ve tarım toprağı elde etme programı çerçevesinde drenaj kanalları açılarak kurutulmuştur. Akgöl’ü besleyen üç önemli su kaynağı vardı. İlk olarak 1958 de yapılan Karaman Ayrancı Barajı Akgöl’e gelen suyun önünü kesmiş, 1984 yılında faaliyete geçen Ereğli İvriz Barajı ikinci su kaynağının önünü kesmiş, 1988 de ise Karaman Gödet Barajı da üçüncü beslenme kaynağının önünü kesmiştir. Beslenme kaynaklarının önünün kesilmesi Akgöl’ün tek sorunu değildir. İkinci önemli sorun; Son yirmi yılda yörede tarımsal faaliyetlerde çok fazla yer altı suyu kullanılması nedeniyle yer altı suyunun alarm vermesidir. Son yıllarda sulama amaçlı açılan 10.000 in üstündeki kuyu ile sulu tarıma geçme çabaları da Ereğli Akgöl Sazlıklarına vurulan son darbedir. Ereğli Sazlıkları “Konya Kapalı Havzası” nın bir bileşeni olduğundan; havzanın sorunlarını bünyesine aynen taşımaktadır. Zira yer altı suyunun alarm vermesi ve yüzey sularından göl ve sulak alanların çoğunun kuruması kapalı havza için en büyük sorundur. Fauna: Kurumadan önce 250 çeşit kuşa ev sahipliği yapan Ereğli Sazlıklarında eski kuş sayımlarında 30.000 e ulaşan su kuşu sayısı; son yıllarda alanın kuruması ve kışın bataklıkların tamamen donması nedeniyle neredeyse sıfıra yaklaşmıştır. Ereğli Akgöl Sazlıkları; Karapınar, Ereğli ve Ayrancı ilçeleri sınırlarında olduğu için kapalı havzanın sorunlarını aynen yaşamaktadır. Karapınar bölümü havzanın ve Türkiye’nin en az yağış alan ilçesidir. Karapınar’da son yıllarda obruklar çok artmış, 90 lı yıllarda 6-7 adet olan obruk, bugünlerde 1500 civarındadır. Arazinin her tarafından obruk patlıyor. Sorun esasen 70 li yıllarda devlet olarak sulak alanların önemini fazla kavramamış olmamızdan ve Hotamış Gölü’nün çiftçiye toprak kazandırmak amacıyla drenaj kanallar açılmasıyla başladı. Hotamış Gölü kurumuştu. DSİ Göksu’dan Mavi Tünel Projesiyle gelecek suyun Hotamış Göl alanında depolama çalışmaları yapmaktadır. Bu proje bölgenin su bilançosuna artı bir katkı sağlayabilir. Sonra yukarıda açıkladığımız gibi Akgöl’ü besleyen kaynakların önüne barajların yapılmasıyla devam etti. Son olarak da Konya Kapalı Havzasındaki çiftçilerin sucul bitkilere yönelmesi ve yer altı suyunu sınırsızca çekmeleri bölgedeki sorunları oluşturmuştur. Akgöl’e komşu Dünya’nın Nazar Boncuğu olarak adlandırılan Meke Gölü kurumuştur. Bugünlerde krater gölünde de su azalmaları kaygı verici düzeye gelmiştir. Havza her yıl 2 Milyar m3 ün üstünde bilanço açığı vermektedir. Ereğli Sazlıklarının sorunlarını çözmek için havzanın sorunlarını çözmekle başlamalıdır. Bu bölgenin sorunlarının çözümü için neresinden başlamalı derseniz, Devletimiz ya, ”Konya Kapalı Havzası Kanunu” nu çıkarmalı, ya da 2017 yılında çıkarılmış olan “ Stratejik Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği” çerçevesince; daha fazla geç kalmadan ÇED Raporu” nu hazırlamalı ve tavizsiz uygulamalıdır. Hoşça kalın.