26.12.2025 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Ayça Ceylan’ın köşesinden notlar:
2025, iklim değişikliğinin artık soyut bir kavram olmaktan çıktığı ve bedenlerimize, kentlerimize ve gündelik yaşamlarımıza doğrudan temas ettiği bir yıl oldu. Sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, ani yağışlar… Tüm bu başlıklar sosyal medyadan ve haber bültenlerinden taşarak yaşamın sıradan parçalarına dönüştü.
Birinci Ders: Sınırlar
Doğa, bu yıl bize en çok sınırları hatırlattı. Sınırsız büyüme, sınırsız tüketim ve sınırsız hız fikrinin gerçeklikle bağının koptuğunu gösterdi. Kuruyan göller, çatlayan topraklar, aşırı ısınan kentler birer felaket manşetinden çok, doğanın sakin ama net bir cümlesiydi: Buraya kadar! Sürdürülebilirlik, çoğu zaman sanıldığı gibi “daha az zarar verme niyetiyle aynı şekilde devam etmek” değildir. Asıl mesele, nerede duracağını bilmektir. Doğa, sınır koymanın bir zayıflık değil, hayatta kalmanın koşulu olduğunu hatırlattı.
İkinci Ders: Yavaşlık
2025’in bir diğer öğretisi hızla ilgiliydi. Hızlı üretim, hızlı tüketim, hızlı çözümler… Oysa doğada hiçbir şey acele etmez. Bir ağacın büyümesi, toprağın kendini onarması, bir ekosistemin dengeye gelmesi zaman ister. Yavaşlık ekolojik bir zorunluluktur. Yavaşlamak dikkati geri çağırır. Dikkat ise günümüz dünyasında belki de en radikal eylemdir. Ne yediğimize, nasıl seyahat ettiğimize, neyi satın aldığımıza dikkat etmek küçük ama etkili bir iklim eylemidir.
Üçüncü Ders: Onarma Yetisi
Tüm karanlık tabloya karşın 2025, umudu da fısıldadı. Doğa temelli çözümler, yerel girişimler ve küçük ölçekli ama gerçek dönüşümler gösterdi ki doğa hâlâ kendini onarabilme kapasitesine sahip. Yeter ki ona alan açalım, yeter ki baskıyı azaltalım. Umut, inkâr etmek değildir; umut, onarmaya karar vermektir. Bu yüzden iyi haberler önemlidir. Çünkü bize “Her şey yolunda” demek için değil, neyin işe yaradığını göstermek için vardır
Dördüncü Ders: Yeniden Başlamak
Yanlış bir mevsim, aşırı bir baskı ya da geç kalınmış bir müdahale, doğa için mutlak bir son değildir. Tohumlar toprağın altında bekler, yanmış alanlar zamanla filizlenir, boşluklar yeni yaşam biçimlerine alan açar. Doğa, yeniden başlamayı bir mucize olarak değil, doğal bir süreç olarak görür. Bu yüzden bize şunu hatırlatır: Geç kalmış olmak, vazgeçmek için bir neden değildir. Yeniden başlamak; daha dikkatli, daha mütevazı ve daha ilişkisel bir yerden mümkündür.
Doğa, 2025 boyunca büyük vaatlerde bulunmadı. Bizi kurtaracağını söylemedi, mucizeler sunmadı. Ama şunu açıkça öğretti: Uyum sağlamak mümkündür. Daha azıyla yetinmek mümkündür. Birlikte yaşamanın başka yolları vardır. İklimle yaşamak, doğaya karşı değil onunla hizalanarak var olmayı gerektirir.
Yeni bir yıla girerken belki de ihtiyacımız olan şey daha büyük hedefler değil. Daha çok sahip olmak değil, daha dikkatli yaşamak. Daha hızlı olmak değil, daha uyumlu olmak. Belki de en gerçekçi umut, sıfırdan değil daha bilinçli bir yerden yeniden başlamayı göze almaktır.
Konya Kapalı Havzası İçin Yeniden Başlayalım.
Sadece Karapınar’da olduğunu zannettiğimiz obrukların tüm havzaya yayılma eğilimi, Göllerinin çoğu kurumuş, kalan bir kaçının da can çekiştiği, 300-350 metrelerden yeraltı suyu çeken bir bölge olarak; öncelikle etkin su kullanımının tüm bölgede uygulanmasının; Bakanlıklarımız ve Büyükşehir Belediyemizce sağlanması, yeniden başlamak anlamında çok önemli. Geçtiğimiz birkaç aydır KOSKİ’nin su tasarrufu adına yaptığı çağrıları başlangıç adına önemsemeliyiz.
Hoşça kalın.
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN
