" KADIN BENİM MAHZEN- İ HAKK'IM " der yüce Allah yani gizli hazinem.
Çünkü kadını tanımak insanı tanımak,insanı tanımaksa Allah'ı tanımaktır.
Hace Bektaş Veli, " KADINLARINIZI OKUTUN," der ve devam eder.
" ERKEK DİŞİ SORULMAZ MUHABBETİN DİLİNDE,HAKK'IN YARATTIĞI HER ŞEY YERLİ YERİNDE..BİZİM NAZARIMIZDA KADIN ERKEK FARKI YOK,NOKSANLIK ÇİRKİNLİK SENİN GÖZÜNDE.."
Bu büyük gönül sultanı Anadolu'ya,Sulucakarahöyüğe geldiği zaman ona kapısını KADINCIK ANA açıyor. Hace Bektaş Veli sohbetlerine başladığı zaman Kadıncık Ana'yı yanına oturuyordu her zaman. Bu sohbetlere çevre köylerden gelenler sorarlar H. Bektaş Veli'ye " yanınızdaki eşiniz mi?" diye..
" Hayır" der H.Bektaş Veli "eşim değil,eşitim."
Kadın sevilen,sayılan,erlerle eşit ve bir olan,ana,bacı,yâr ve kızımız değil midir?
Hakk yaratma sanatını yalnızca onlara bahşetmiştir. "O yüzden" der H.Bektaş Veli "onları meskun edecek müstesna yer bulmamız gerekir.Bırakın eşit olmayı aslına bakacak olunursa,onlar bizden üstünlerdir bile."
İŞTE İSLAM TASAVVUFUNUN KADINA BAKIŞI..
İnsan psikolojisini gayet iyi bilen Hz.Mevlana ise,kadın ruhunun inceliklerini belirttikten sonra,kadında daima aksi tesirler yaratan,manasız baskıları kadında tatbik ederek değil de,kadının kendi yaratılışının icaplarına uyularak serbest bırakmak suretiyle onun iyi bir insan olacağını sohbetlerinde sıklıkla vurgulamıştır.
Kadının şahsiyeti üzerinde olumsuz etkiler bırakacağı için,çarşaf,peçe gibi manasız ve suni örtüler kullanmanın şiddetle karşısında bulunmuş ve şöyle seslenmiştir.
" SİZLER KADININ KAPANMASINI İSTEDİKÇE,HERKESTE ONU GÖRME İSTEĞİNİ KAMÇILAMIŞ OLURSUNUZ.
BİR ERKEK GİBİ,KADININ DA YÜREĞİ İYİYSE, SEN HANGİ YASAĞI UYGULASAN DA,O İYİLİK YOLUNA GİRECEKTİR.
YÜREĞİ KÖTÜYSE, NE YAPARSAN YAP,ONU HİÇ BİR ŞEKİLDE ETKİLEYENEZSİN.
CAHİLLERDİR KADINDAN ÜSTÜN OLDUĞUNU SANANLAR. "
Yaratanın gözünde hem erkek hem de kadın eşittir. ER'lik VE ER KİŞİLİK vardır varlığın kaynağına dönüş yolunda..Bu düalite dünyasında kendimizi değişik biçimler içinde bulsak da,nihayetinde hakikatin içinde erkek ve kadın yoktur sadece VARLIK vardır.
İbn- i Arabi," HAKİKİ ERLİK,İNSANIN HUYLARININ VE ARZULARININ KARANLIĞINDAN KURTULUP,AKLIN VE MANEVİ İRŞADIN IŞIĞI İLE TEMİZLENMESİNDEN SONRA KEMALE ERDİRİLMESİ," diyor.
Yine Hz.Mevlana kadın için şöyle der,
" O Hakk'ın pertevidir,hâlıktır,mahluk değildir.
Yani, Allah ona yaratıcılık sıfatına mazhar olmak gibi büyük bir meziyet vermiştir.
Başka bir yerde de,
"HAKK BU İNCE PERDEDEN GÖRÜNÜR "der.
Bu Hakk aşıkları ve Kur'an insanlara seslenirken " VARLIĞIN BİRLİĞİNİ " esas alır ve Hz.Peygamberin ağzından şöyle seslenir,
" MÜMİNLERİN İMAN YÖNÜNDEN EN KAMİLLERİ AHLÃKEN EN GÜZEL OLANLARIDIR.SİZİN EN HAYIRLINIZ İSE,KADINLARA EN İYİ VE EN NEZAKETLİ OLANLARINIZDIR."( Mişkatül'Mesabih,c.2.s.202/204)
Görüyoruz ki,İslam kadın ve erkeğin yerlerini belirleyerek her ikisine de değişik manalar kazandırmış ve her ikisini de birlikte yürüterek ikiyi BİR etmeyi arzulamıştır.
Bugünün kadını bilginin ve gerçek İslâm'ın ışığında,her anını hizmetle geçiren,yuvasında,iş hayatında, sosyal hayatında zerafetiyle,sanatçı yapılarıyla, bilgileriyle, şefkatleriyle annelikleriyle insanlara örnek olan,hem evinde hem de dünyada cenneti oluşturan varlıklar olmalılardır..
Çünkü maddi ve manevi ilimle taçlanan kadın,çevresi için bir yaşam kaynağıdır.
O zaman her gününü bu idrakle yaşayan kadınlardan olabilmemiz dileklerimle " KADINLAR GÜNÜNÜZÜ" kutluyorum.

