Ahmet Hamdi Tanpınar, “Ne İçindeyim Zamanın “ şiirinde: “Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında. Yekpare geniş bir ânın Parçalanmaz akışında.” dizeleriyle “an”ın halini, ahvalini ne güzel anlatır. İzafiyet teorisine göre; zaman, hareket ve mekan birbirleriyle bağlantılı bir bütünlük içerisindedir. Cisim zamanla, mekan hareketle, hareket mekanla bağlantılıdır. Akıp giden zamanın içerisinde “An”ı yakalamak, huzurlu yaşamayı seçmek olmalıdır. “An”da kalmak, gelecek kaygısıyla olacakların peşinden koşmak değildir. Geçmişin izlerinden, tekrarlarından, hesaplaşmalarından vazgeçmektir. Geçmiş ve gelecekle uğraşırken içinde yaşadığımız “an”ı değerlendiremiyor çoğumuz. Yaşam bizlere sunulan en güzel armağan. Bu armağanı zihnimizi susturarak, benliklerimizi unutarak, kalplerimizin uyanmasını sağlayarak değerlendirmeyi bilmemiz gerekiyor. “An”da kalabilmek karşıtlıkları kucaklayabilmektir. Faydalı faydasız, olumlu olumsuz, güzel çirkin, iyi kötü hepsi de bütünün farklı yönleridir. Bütünün bir parçasıyla zihnimizi meşgul edip tek taraflı seçimlerimizle doğanın dengesini bozarız. Bütün olabilmek; doğanın yolunu izleyebilmek, karşıtlıkları kabul edip “an”da kalabilmeyi becerebilmekle sağlanır. “An”da kalmak huzur sağlar. Sessiz anlar , huzurun en sade haliyle buluştuğu anlardır. Olduğu gibi bakabilmek, gördüğümüz, duyduğumuz, kendi idrakimizle anlamlandırdığımız olayların ve durumların peşine düşmeden durabilmek “an”da kalmaktır. Olan bitenin gözle görünür halinin dışında, bizim idrâkimizin ötesinde gerçek bir hakikati vardır. Bu hakikati anlayabilmek, öyle olduğuna inanmak “an”da kalabilmektir. Aldığımız bir nefesi veremeyebiliriz ya da bir daha nefes alamayabiliriz. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen şu kısacık ömürleri gereksiz detaylarla ve takıntılarla ziyan etmemek gerekir. Hiçbir şeyin tekrarı yoktur. “ An”da kalarak hiçbir şeyi ertelemeden hayatta kalmayı başarabiliriz. Vesveseler de “an”dan uzaklaştırır bizleri. Olacak olan olup durmaktadır zaten. Hazreti Mevlânâ “Hayat bir satranç oyunudur. Başlangıç ve bitiş bellidir. Taşları oynayışın bile bellidir. Burada sana düşen oynanış tarzı ve zevk almandır.” diyerek anın değerini fark etmenin ve bakış açımızın önemini ne güzel dile getirmiştir. “Kökü ben de bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim.” dizelerinde de Tanpınar’ın dediği gibi ortada yüzenlerden olabilmek dileğiyle, sevgiyle kalın.