Ben toprak! Çok zor durumdayım. Benden faydalanmayı herkes seviyor, ancak çok kötü kullanıyor. Kirleniyorum, tükeniyorum. Tabii ki bu durumun farkında olan bilim insanları, çevreciler, sivil toplum örgütleri var. Bana gün bile belirlediler.
Uluslararası Toprak Bilimleri Birliği tarafından 2002 yılında toprağı kutlamak için uluslararası bir gün önerildi. 68. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 5 Aralık 2014 ü ilk resmi Dünya Toprak Günü olarak belirledi.
TEMA Vakfı, erozyonla mücadele ve doğal varlıklarımızı koruma amacıyla kurulan ve benim de üyesi olduğum 1 milyonu aşkın gönüllüsü bulunan bir halk hareketidir.
TEMA VAKFI Diyorki!
Gıda üretiminin %95’inin topraktan sağlandığı göz önüne alındığında, tarım topraklarının ve toprak üretkenliğinin korunmasının kritik derecede önemli olduğu görülebilmektedir. Bu gerçeklik karşısında Türkiye’de tarım arazilerinin durumu incelendiğinde 1992 yılından günümüze 38 milyon dekar tarım arazisinin (tüm tarım arazilerinin %16’sının) kaybolduğu görülmektedir. 1920’lerin başında ülkemizin %56’sını oluşturan mera arazileri bugün ülkemiz yüzölçümünün %19’una gerilemiştir. Mevcut meralarımızın %70’inde bitki örtüsü zayıf yani ot verimi düşüktür. Ülkemizde 2030 yılına kadar 3,1 milyon, 2050 yılındaysa 8,2 milyonluk bir nüfus artışı olacağı öngörülmektedir. Nüfus projeksiyonlarının gerçekleşeceği kabul edildiğinde, artan nüfusun sadece buğday ihtiyacının 2030 yılında 558.000 ton olacağı, bu üretim için ise 1,8 milyon dekar tarım arazisinin gerektiği hesaplanmaktadır. 2030 yılı için ihtiyaç duyulan tarım arazisi miktarı 1,8 milyon dekarken 2050 yılına göre hesaplandığında bu miktar 4,9 milyon hektara çıkmaktadır. Öngörülen ihtiyaçlar dikkate alındığında, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının engellenmesi için 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun öngördüğü şekilde “Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Planları”nın hazırlanması, tarımsal potansiyeli yüksek, büyük ovaların tarımsal koruma alanı ilan edilmesi, toprağın sürdürülebilir yönetimi ve toprak koruma ve erozyonla mücadele tedbirlerinin acilen desteklenmesi gereklidir.
Toprağa, sevdiği tohumu “Ata Tohumu” vermeliyiz.
Ata tohumu, DNA dizilimine müdahale edilmeden ve saflığı korunarak çoğaltılan bir tohum çeşididir. Bu tohumlar, nesilden nesile yetiştirilen doğal ürünlerden elde edilir. Söz konusu ürünlerin temel özelliği; ekim, çoğaltma ve yetiştirme işlemlerinin hiçbir aşamasında kimyasal müdahale yapılmamasıdır. Mahsuller, Anadolu çiftçilerinin ektikleri doğal ve katkısız ürünlerden elde edilir.
GDO’lu hibrit tohumdan elde edilen ürünler, buzdolabında uzun süre muhafaza edilebilir. Bu durumun sebebi, tohumların genetiğine saklama ömrünü arttıracak müdahalelerin yapılmış olmasıdır. Ata tohumlarında böyle bir durum söz konusu değildir.
Toprak Ana’nın kucağına ata tohumu verelim. Ata tohum konusu önemlidir.Siz ilgilenenlere konu ile ilgili sağlıklı bilgiler verebilecek “Türkiye Çevre Platformu” nun üyesi “Ata Tohum Takas Derneği” var. Adresi ve Telefonu: “[email protected] Tlf: 0.5325001253 ve 0.534.703 89 20
