Bugün Çanakkale Zaferi’nin 110. yılı. 18 Mart 1915’te İtilaf devletleri bozguna uğramış, deniz savaşları sona ermiştir. Yazılan bu eşsiz destanla Boğazlar ve Anadolu Türk egemenliğinde kalmış, Anadolunun Türk vatanı olduğu kesinlik kazanmıştır. “Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor. Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker, Gökten ecdad inerek öpse o pâk alnı değer.” dizeleriyle Mehmet Akif ne güzel dile getirir bu zaferin bedelinin ağırlığını. Çok kan dökülmüş, çok can verilmiştir bu topraklar için. Ulu Önder Mustafa Kemal’in Çanakkale kara savaşlarındaki taktikleriyle deniz savaşlarındaki başarılar perçinleşmiş; komutanın dehası, askerlerimizin yokluk, açlık, sefalet içerisinde bile vatanını kahramanca savunuşu, canlarını seve seve feda edişleri sayesinde bu topraklara sahip olmuşuz. Bizlere sunulan bu cennet vatanda bugün bizler zevk ve sefa içinde şımarıkça yaşamaktayız. “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı, Verme, dünyaları da alsan bu cennet vatanı.” dizeleri, bizleri vatan millet sevgisine, atalarımızın yüce ruhlarına layık olmaya davet etmekte değil mi? Bunca emek, gayret ve zorluklarla her karış toprağında şehit kanı olan bu cennet vatana ne ölçüde sahip çıkıyoruz acaba? Bu eşsiz emaneti hoyratça, saygısızca, gelecek nesillere hangi mirası bırakacağımızı düşünmeden tüketip duruyoruz sürekli. Bize emanet edilen tüm değerlere karşı neden bu kadar savurgan olabiliyoruz? Akıl ve ahlak tutulmasına uğramış bireyler olarak daha ne kadar heba edeceğiz bu değerlerimizi? Hem birey hem de toplum olarak bizlere bırakılan emanetlere bilinçli farkındalıkla ne zaman sahip çıkacağız? Her geçen gün çirkinleşen eylemleri, saldırgan, öfke krizlerimizin altında yatan hallerimizi ne zaman terk edeceğiz? Küresel ve ulusal ayrımcılığı pompalayan zehirleri içmekten vazgeçip değerlerimize sahip çıkmak gerekiyor. Atalarımızın kanlarıyla kazanılan bu topraklar bizlere emanet. Onların asil kanları bizim damarlarımızda dolaşıyor. Hayat kaynağımız olan damarlarımızdaki bu asil kandan alacağımız kudret ile Türk istiklal ve Cumhuriyetini korumak, her türlü tehlikeye karşı savunmak gerekiyor. Bunun en önemli görevimiz olduğunu unutmamak, bu güç ve sorumluk bilinciyle birbirimize, vatanımıza sahip çıkabilmek umuduyla sevgiyle kalın.