04.04.2026 Tarihli Birgün Gezetesi’ nde Prof.Dr.Erdoğan Atmış’ın “Ormanımız Var Ama Yok” başlıklı yazısını iyiki okumuşum. Ormanlarımızın gerçek durumunu algıladım.
Sayın Atmış diyor ki: “Dünya ormanları yerkürenin karasal alanlarının %32’sini kapladığına göre Türkiye’nin %30’unun orman olması çok güzel bir durum. Fakat hukuksal olarak durum böyle olsa bile bilimsel olarak böyle değil. Aslında Dünya Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) verilerine göre ülkemizin orman alanı 2010 yılında 21,7 milyon hektar değil, hemen hemen yarısı kadar 11,3 milyon hektardı. Geri kalan 10,4 milyon hektar diğer ağaçlık alanlar olarak adlandırılıyordu. Bunun nedeni uluslararası orman tanımına göre; ancak kapalılığı (ağaç örtüsü) %10’dan fazla olan ağaçlık alanların orman sayılması, geri kalan alanların ise diğer ağaçlık alanlar olarak adlandırılması. Bu yüzden konunun uzmanları olarak ormancılık yetkililerine; orman ekosistemlerimizi güçlendirmemiz gerektiğini, bunun için orman bozulmasına neden olan çalışmalara son vererek orman kapalılığını artıracak gençleştirme, bakım vb. çalışmalara ağırlık verilmesi gerektiğini söylerdik. Bunları yapmak çok zor olacak ki, mevcut iktidar daha basit bir yöntemle orman alanlarımızı bir mucizeyle, bir anda kağıt üzerinde de olsa 11,5 milyon hektar arttırmayı seçti. Gerçekten de bu artış sayesinde FAO’nun 2025 yılı verilerine göre şu anda 22,8 milyon hektar orman alanına sahibiz. Bu büyük mucizeye şapka çıkarmamak mümkün değil.
Peki bu “şahlanış” nasıl gerçekleşti? Çok basit, FAO ile kurulan yakın ilişkiler sayesinde sadece Türkiye’de geçerli olacak bir orman tanımı yapıldı. Bu özel tanıma göre kapalılığı %10’un altında kalan fakat uluslararası tanımlamada orman olarak değil de diğer ağaçlık alanlar olarak tanımlanan yerler Türkiye’de orman olarak kabul edildi.
Orman Genel Müdürlüğü (OGM)’nün 2024 yılı verilerine göre ülke ormanları 23,4 milyon hektarlık bir alan kaplıyor. Fakat bunun 13,9 milyon hektarı normal orman olarak kabul edilirken, 9,5 milyon hektarı boşluklu kapalı orman olarak adlandırılıyor. Kapalılığı %10’dan küçük bu yerler OGM’ye göre ülke ormanlarının %40,57’sini kaplıyor. Yani bizim orman olarak tanımladığımız alanların 2/5’i uluslararası ölçekte aslında orman sayılmıyor. Yani ülkemizde orman alanı oranı %30 değil de %18’e, yani dünya ortalamasının neredeyse yarısına düşüyor.
Ülkedeki ormansızlaşma ve orman bozulmasının verileri kısaca şöyle;
• 2B ve EK-16. Madde ile 667 bin hektar alan (% 2,85) orman sınırı dışına çıkarıldı.
• 845 bin hektar alan (% 3,6) madencilik, enerji, turizm vb. tahsislere ayrıldı.
• Ağaç kesimiyle 2005’te 13 milyon m3 olan odun üretimi 2021 yılında 32 milyon m3’e çıkarıldı.
• 114,5 bin hektar orman (%0,5) endüstriyel plantasyon kurmak için kesildi.
• 145,7 bin hektar orman (%0,6) özel ağaçlandırma yapılması için kesildi.
Parantez içindekileri toplayınca mevcut ormanlarımızın % 7,6’sını bu saydığımız nedenlerle kaybettiğimizi, yani toplamda var diye bildiğimiz orman ekosistemlerimizin yaklaşık yarısının (%40,57 + %7,6 = %48,17)* aslında var olmadığını görüyoruz. Fakat daha da vahim bir bilgiyi OGM’nin 2008 ve 2019 “Sürdürülebilir Orman Yönetimi Kriter ve Göstergeleri” raporları veriyor. Bu raporlara göre ormanlarımızdaki parça sayısı 2008-2019 arasında rekor şekilde %56 artmış. 10 hektardan büyük ormanların sayısı %18,7 azalırken, 10 hektardan küçük parçaların sayısı %118 artmış. Yani sermayeye yeni rantlar oluşturmak için yapılan uygulamalar nedeniyle bu kısa süre içinde ormanlarımızın bir kısmı orman dışına çıkarılıp ormansızlaştırılarak, bir kısmı da küçük parçalara dönüştürülüp bozularak paramparça edilmiş.”
İşte böyle, orman alanlarımızı tahrip etmeye devam edersek nice olur halimiz.
Hoşça kalın.
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN
