Bir konuda yeterli becerilere sahip olmayan bireylerin yeteneklerini olduğundan fazla görme eğilimi “Dunning-Kruger etkisi” olarak tanımlanıyor. Bu etki, ilk olarak 1999 yılında Cornell Üniversitesi araştırmacıları David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya konuldu.
'Dunning Kruger Effect', Türkçe'ye 'cahil cesareti' olarak çevrilmiş ve özellikle son yıllarda dikkat çekmeye başlamıştır. Cahil cesareti ile herhangi bir konuda az bilgiye sahip bireylerin, bilgisi fazla olanlara göre daha çok özgüvene sahip olduğu ifade edilmektedir.
Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi.
Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.
Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise “en alçak gönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.
Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger sendromunun metni yazıldı:
İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş de bir itici güç oluşturur. Eksiler, kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür. Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler. Muhtemelen üstleri tarafından da cesur ve gözü pek olmamakla suçlanırlar.
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" der, "Dunning ve Kruger.
Yaşadığımız toplumda bizi yönetenleri çoğu zaman eleştirdiğimiz zamanlar oluyor. Nedenlerini bulmaya çalışıyor, bazen de yılgın bir kabullenişle “böyle gelmiş, böyle gider” diyoruz.
LİYAKATSİZ YÖNETİCİLER
Liyakatsiz yöneticiler, iş ilişkilerini, kariyerleri ve ekip performansını olumsuz etkiler. Dunning-Kruger etkisi ile kendilerini yeterli gören bu yöneticiler, kötü performanslarını kabul etmezler.
Nepotizm, adamcılık ve ekonomik kaygılar, liyakatsiz yöneticilerin yönetici pozisyonlarına gelmesine neden olur. Elbette büyük bir genelleme yapıp tüm üst düzey yöneticilerin Dunning Kruger etkisiyle liyakatsiz olduğunu söylemek doğru olmaz.
İster yetkili,ister öğretmen, ister yönetici olsun “ben oldum, ben biliyorum” anlayışıyla egosantrik ve megalomanca yaklaşımlara çoğumuzun maruz kaldığı ortamlarda bulunmuşuzdur. Bu sadece iş yaşantısında değil, daha çocukluğumuzda ebeveynlerimiz tarafından bize empoze edilmiş de olabilir. Bazen mevki, bazen yaş, bazen etiket, bazen ataerkil aile büyüğü ;yaşam tecrübesi olduğu inancıyla, iktidarda uzun süre tutuluyor. “O bilir, o bildiği için sözü dinlenmelidir” anlayışı yerini dikenli tellerle çevrili bir çembere bırakabiliyor.
Bilgisiz ve donanımsız kimseler en üst basamaklara kadar tırmanabiliyorlar kurumlarda, siyasette. Gerçek seçim kriterlerinin olmadığı koşullarda.Bu, sadece şans eseri olmaktan öte maalesef siyaset, nepotizm ve kirli alışmışlıkların da sonucunda gerçekleşiyor.
Ülkemizde de pek çok soruna ve şikayete konu olan ve bir türlü çözüm bulunamayan Dunning-Kruger Sendromu kavramına değinmek istedik.. Maalesef bu sendromun bulaşıcı olma özelliği de bulunmakta ve en hak etmeyenlere sahte umutlar da vadetmektedir.
Sanırım bu etkiden kurtulmanın yolu da her kurumda, her koşulda ,her zaman adalet ve hukuktur.
Mevlana’nın sözüyle bitirelim.
“Adalet nedir?Bir şeyi layık olduğu yere koymak.
Zulüm nedir?Bir şeyi layık olmadığı yere koymak.”
Liyakatli günlere.
Bir konuda yeterli becerilere sahip olmayan bireylerin yeteneklerini olduğundan fazla görme eğilimi “Dunning-Kruger etkisi” olarak tanımlanıyor. Bu etki, ilk olarak 1999 yılında Cornell Üniversitesi araştırmacıları David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya konuldu.
'Dunning Kruger Effect', Türkçe'ye 'cahil cesareti' olarak çevrilmiş ve özellikle son yıllarda dikkat çekmeye başlamıştır. Cahil cesareti ile herhangi bir konuda az bilgiye sahip bireylerin, bilgisi fazla olanlara göre daha çok özgüvene sahip olduğu ifade edilmektedir.
Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi.
Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.
Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise “en alçak gönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.
Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger sendromunun metni yazıldı:
İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş de bir itici güç oluşturur. Eksiler, kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür. Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler. Muhtemelen üstleri tarafından da cesur ve gözü pek olmamakla suçlanırlar.
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" der, "Dunning ve Kruger.
Yaşadığımız toplumda bizi yönetenleri çoğu zaman eleştirdiğimiz zamanlar oluyor. Nedenlerini bulmaya çalışıyor, bazen de yılgın bir kabullenişle “böyle gelmiş, böyle gider” diyoruz.
LİYAKATSİZ YÖNETİCİLER
Liyakatsiz yöneticiler, iş ilişkilerini, kariyerleri ve ekip performansını olumsuz etkiler. Dunning-Kruger etkisi ile kendilerini yeterli gören bu yöneticiler, kötü performanslarını kabul etmezler.
Nepotizm, adamcılık ve ekonomik kaygılar, liyakatsiz yöneticilerin yönetici pozisyonlarına gelmesine neden olur. Elbette büyük bir genelleme yapıp tüm üst düzey yöneticilerin Dunning Kruger etkisiyle liyakatsiz olduğunu söylemek doğru olmaz.
İster yetkili,ister öğretmen, ister yönetici olsun “ben oldum, ben biliyorum” anlayışıyla egosantrik ve megalomanca yaklaşımlara çoğumuzun maruz kaldığı ortamlarda bulunmuşuzdur. Bu sadece iş yaşantısında değil, daha çocukluğumuzda ebeveynlerimiz tarafından bize empoze edilmiş de olabilir. Bazen mevki, bazen yaş, bazen etiket, bazen ataerkil aile büyüğü ;yaşam tecrübesi olduğu inancıyla, iktidarda uzun süre tutuluyor. “O bilir, o bildiği için sözü dinlenmelidir” anlayışı yerini dikenli tellerle çevrili bir çembere bırakabiliyor.
Bilgisiz ve donanımsız kimseler en üst basamaklara kadar tırmanabiliyorlar kurumlarda, siyasette. Gerçek seçim kriterlerinin olmadığı koşullarda.Bu, sadece şans eseri olmaktan öte maalesef siyaset, nepotizm ve kirli alışmışlıkların da sonucunda gerçekleşiyor.
Ülkemizde de pek çok soruna ve şikayete konu olan ve bir türlü çözüm bulunamayan Dunning-Kruger Sendromu kavramına değinmek istedik.. Maalesef bu sendromun bulaşıcı olma özelliği de bulunmakta ve en hak etmeyenlere sahte umutlar da vadetmektedir.
Sanırım bu etkiden kurtulmanın yolu da her kurumda, her koşulda ,her zaman adalet ve hukuktur.
Mevlana’nın sözüyle bitirelim.
“Adalet nedir?Bir şeyi layık olduğu yere koymak.
Zulüm nedir?Bir şeyi layık olmadığı yere koymak.”
Liyakatli günlere.
