Ülkemizin de içinde yer aldığı Akdeniz Havzası küresel iklim değişikliğine karşı Dünya’nın en hassas bölgelerinden birisidir. Bu havzada gerçekleşecek 2 C0 lik bir sıcaklık artışının: Beklenmeyen hava olayları, kuraklık, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve bu nedenle biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma, tarımsal verim kaybına sebep olacağı bilim insanlarınca öngörülmektedir. 2011 yılında yayımlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı’nda: Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklığın 2.5 – 4 C0 artacağını, İç Anadolu Bölgesi’nde 5 C0 yi bulacağını öngörüyor. Ülkemizin, özellikle su kaynaklarının azalması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme, ekolojik bozulmalar gibi olumsuzluklardan etkileneceği vurgulanmaktadır. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KONYA KAPALI HAVZASI Eğer ülkemizde bir çölleşme olgusu yaşanırsa bunun Konya Karapınar yöresinden başlayacağı biz çevreciler için bir sır değildir. Zira , bilim insanlarının değerlendirmeleri bu şekilde. Konya Kapalı Havzası’nda özellikle Konya Karapınar Bölgesi ülkemizin tescilli erozyon bölgesi olup; günümüzde halen çölleşme özelliklerini taşımaktadır. Karapınar İlçesi İç Anadolu Bölgesinin en az yağış alan ilçesidir.1960 lı yıllarda rüzgar erozyonu nedeniyle devletimiz bölgede Toprak Su Teşkilatı ile “Erozyonu Önleme Projesi” uygulamıştır. Uygulama başarılı olmuş ancak doksanlı yıllarda toprak su teşkilatı kapatılmış olduğundan bu proje sahipsiz kalmış, erozyonu önleme çalışmaları maalesef devam ettirilmemiştir. OBRUKLAR… Tüm Kapalı Havzada tarımsal amaçlı olarak yer altı suları aşırı olarak kullanılmaktadır. Bu aşırı yer altı suyu çekimi özellikle Karapınar’da etkisini göstermekte ve 90 lı yıllarda 5-6 tane olan obruklar son birkaç yıldır 1.500 ün üstüne çıkmıştır. Bu obruklar yerleşim bölgelerinde oluştuğu taktirde deprem etkisi gösterip birkaç binayı yutabilecek durumdadır. İnternette “Karapınar ve obruklar” yazıp baktığınızda hayret verici görüntülere ulaşabilirsiniz. ÇÖLLEŞME KONYA İÇİN FANTAZİ DEĞİL… Günümüzde Konya Kapalı Havzasının yüzey + yer altı suyu olarak 4.365 Milyar m3 kullanılabilir su kapasitesi vardır. Ancak yıllık kullanılan su miktarı 6.5 Milyar m3 olup; su bilançomuz yıllık 2,135 Milyar m3 açık vermektedir. Devletimizce gerekli önlemler alınıp, bölgenin ürün deseninin yeniden belirlenmesi, su kayıplarının önlenmesi ve suyun etkin kullanımı konularında tedbirlerle beraber bölgenin gerçekçi bir su bilançosunun yapılmaması halinde: Birkaç on yıl sonrasında çölleşmeyle baş başa kalacağız. Zira, WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nca yapılan Türkiye’nin Yarınları Projesi Sonuç Raporu’na göre “Konya Kapalı Havzası Su Bütçesi” Bugüne göre:2030 yılında % 17, 2050 yılında % 31,9, 2057 yılında se % 56.5 azalacaktır. Ne anlama geliyor.. Devletimizin Göksu’dan Mavi Tünel Projesi ile getirdiği 414 Milyon m3 su; Havzanın su bilançosuna ancak % 10 luk bir katkı yapabilecek. TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU SONUÇ BİLDİRİSİNDEN Türkiye Çevre Platformu’nun 7.8 Mart.2020 Ankara Toplantısı’nda havza ile ilgili bildirisi: “Konya Kapalı Havzası’nda yüzey ve yer altı sularının korunması ile “Havza Su Bilançosu” nun gerçekçi bir şekilde; havzanın ekolojik şartları ve “Küresel İklim Değişikliği” de dikkate alınarak düzenlenmesi ve tavizsiz uygulanması, havzadaki ürün deseninin gözden geçirilmesi, su kayıplarının önlenerek suyun etkin kullanımının sağlanması ,izinsiz su çekiminin önlenmesi, havzada kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, havzada tahıl ekiminin özendirilmesi, DSİ nin alt havzalar itibariyle yer altı su seviyeleri konusunda sivil toplumu bilgilendirmesi gerekmektedir.” Hoşça kalın.