Sevgili okurlarımız İklim Değişikliği ile ilgili yazılarımızı 3 bölüme ayırdık. Bu ilk bölümde genel olarak İklim Değişikliği, Daha sonra ülkemiz ve bölgemiz, son olarak da biz ne yapabiliriz i işleyeceğiz.
İklim Değişikliği ile ilgili bu yazımızda global düzeydeki etkileri ortaya koyacağız.
İklim değişiklikleri bilimsel olarak klimatoloji dalına göre incelenen bir tür atmosferik ya da astronomik değişikliklerdir. İklim sistemi, içsel ve insani etkiler, Güneş’in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, vb.. nedenlerden etkilenmektedir.
İklim Değişikliği; Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Atmosferdeki sera gazlarının oranı,1750 li yıllarda başlayan sanayi devrimi sonrasında artmaya başlamış, karbondioksit oranı % 43 lık bir artış göstererek 280 ppm (Milyarda Parça) dan Mart/2018 de 407 ppm’e ulaşmıştır. Sanayi öncesi dönemde 715 ppb olan CH4 birikimi 2017 yılı sonunda 1859 ppb’e çıkmıştır. Küresel atmosferik N2O birikimi sanayi öncesi dönemde yaklaşık 270 ppb düzeyindeyken 2017 yılında 330 ppb ye çıktı. “Hükümetler Arası İklim Değişikliği Panel” ne (IPCC) göre karbondioksit oranındaki artış öncelikle fosil yakıt kullanımından kaynaklanıyor. Kayda değer ikinci etken, başta ormansızlaşma olmak üzere arazi kullanımındaki değişimdir.
IPCC’ ye göre 2004 yılındaki insan kaynaklı sera gazları emisyonlarının % 56 sı fosil yakıt kullanımı ile ortaya çıkan karbondioksite aittir. Ormansızlaşmada % 17 lik bir paya sahiptir. Fosil yakıtlar arasında en çok pay kömüre ait % 43 ile. Kömürü % 36 ile petrol,% 20 ile doğalgaz takip eder.
İklim Değişikliğinin Etkileri:
İklim değişikliğinin etkisi sıcaklıklardaki artıştan ibaret değildir. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi
Bilim dünyası iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklıklardaki artışın azami 2 C0 ile sınırlanması gerektiği belirtiliyor. Bu hedefin tutturulması için atmosferdeki CO2 oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekiyor. Dünya Bankası karbondioksit emisyonlarının şu andaki artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın 4 C0 yi bulacağı uyarısını yapıyor.
Çözümler çok özet olarak:
1.Enerji Verimliliği
2.Yenilenebilir Enerji
3.Ormansızlaşmanın önlenmesi,
Türkiye’nin İlk İklim Kanunu Meclisten Geçti.
Sürdürülebilir Çevre Derneği Başkanı, Emekli İl Çevre Müdürü Meteoroloji Mühendisi Namık Ceyhan’ın bir köşe yazısı çok hoşuma gitti. “İklim Kanunla Korunamaz” başlıklı yazı.. Bu kanun çıkmasa biz iklim krizini önleyecek tedbirleri alamazmıyız ? Tabii ki alırız.. Kesinlikle mevzuatımız yeterlidir.
Geçen haftaki Ekozofi” başlıklı yazımızda anlatmıştık. Çevre korumacılıkta en önemli faktör İnsandır. Beyni temiz insan. Kurum, kuruluş, şirket, devlet hepsinin yapısı insanladır.
Birleşmiş Milletler başta, bilim insanları ve sivil toplum örgütleri, iklim krizinin olası kötü sonuçlarının yaşanmaması için çok gayret sarfediyorlar. Bazı büyük devletler ve ve Büyük şirketler alınan her türlü kararı adeta tanımıyor ve kendi çıkarlarına olan uygulamalardan vazgeçmiyorlar. Devletler altına imza attıkları anlaşmaları ve protokolleri görmezden gelip, sürekli olarak karbon emisyon azaltımlarını öteliyorlar.
Ülkemiz Paris İklim Anlaşması çerçevesinde “2030 yılına kadar emisyonlarını % 21 azaltacağını beyan etti. Bundan sonraki süreçte 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi için hazırlık yapması gerekiyor.
İnsanlığın ortak evi Dünya 6.yokoluşa doğru gidiyor. Konu ile ilgili uluslar arası toplantılar sürüyor, ancak alınan kararlara tam bir uyum sağlanmış değil.
Hoşça kalın.
