Kibir … İnsanoğlunun en büyük tutkusu ... Hani olmazsa olmaz dediğimizden. Nereden, nasıl gelir; nereye gider ? Kibriya ululuktur. Şair : “ Ne diye kibirlenip böbürleniyorsun ? Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak .” demiş . Ululuktan ve güçten var edildi her şey. Varlığın iradesi ve isteğiyle oldu . “ Ol dedi , oldu.” Belki de bundandır bu kibirli oluşumuz ve duruşumuz . Her şeyi hem de nerede ve nasıl olduklarını kavrayabilmek , tefekkür edebilmek , varoluşun nedenlerini düşünmek ve anlamaya çalışmak durdurur belki kibri . Milyarlarca evren , bu evrenler içerisindeki milyarlarca galaksiler, galaksilerin içindeki milyarlarca sistemler ve bu sistemlerden biri olan güneş sistemi içindeki bir kum tanesi kadar olan üzerinde yaşadığımız mavi gezegen … Bu gezegen üzerinde milyarlarca oluşum ve bu oluşumun içindeki sen ve ben … Bizler ; ötekileştirilen , ötekileşirken yalnızlaşan , yalnızlığın ürkütücülüğüyle oluşan kibir ile kendimize koruma kalkanı mı oluşturuyoruz yoksa ? Kibir, kendini çok beğenip herkesten üstün görme tavrı , düşüncesi ve ifadesi belki de . Kibir, ulaşılmaz düşüncesiyle oluşan yetersizlik duygusunun açığa çıkmasından korkan bilinçlerin maskesi olabilir mi, ne dersiniz ? Kişi dikkatini olan bitenden bir süreliğine de olsa uzaklaştırıp , kendi zihin akışını takip edip samimiyetle yüzleştiğinde, en mütevazı halindeyken bile büyük bir kibir abidesi olduğunu görür belki . Hiçbir parmak izinin birbirine benzemediği, her beynin kendine has , benzersiz ve muazzam olduğunu anlayabilmek kibri biraz olsun törpüleyemez mi? Uluların ulusunun mükemmel , benzersiz yaratım gücüyle açığa çıkan her şeyin , olması gerektiği için oldurulduruğunu fark etmek şükrü ve kabullenişi artırır . Şükür ve kabulleniş “ kibri “ zayıflatır . Kabulleniş, boyun eğmek değildir . Yaratılış sebebini anlayabilme , karanlığın , yanlışın , olumsuzluğun , karşısında büyüklük taslamadan tavrını hakkıyla ortaya koyup onların düzeltilmesi için emek harcayabilmektir . “ Doğrusu Allah kendilerini büyük görüp Hakk’ı kabul etmeyenleri sevmez .” Nahl/23. “ Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme ! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.” İsra /37 Zenginlerin fakirlerin arasında tevazu ile olmaları , fakirlerin Allah’a güvenerek zenginler karşısında onurlu durmaları güzel olandır . Nefiste gizli bir ahlak olan kibir , insanın her konuda ya da bazı durumlarda kendini başkasından büyük , üstün ve iyi görmesidir . Gösterişli davranmak boş kişilerin işidir . İblis ve Firavun kendini büyük gören , böbürlenen herkesin sembolleridir . Kibir dini yönden ilim ve amelle , dünyevi yönden soy , güzellik ,güç ,mal yönünden kendini üstün görmeyle başlar . Kibir çok sinsi bir duygudur . Tevazu sahibi görünürken bile devrededir . Kibirsiz olduğunu söyleyerek övünenler en kibirli olanlardır . Kibir her an ,her durumda bilincimizi kaplayıp rehavete düşürebilir. Kibrin çaresi ise ilim ve eylemdir. İnsanın kendini bilmesine, kibri tedavi etmesine yeterlidir . Neden yaratıldığını bilen, dünya hayatına ibretle bakan , sonunu ve nereye gideceğini düşünen akıl kibirden uzak kalır . İnsanın güzel olan , iyi olan dünya nimetlerinden hoşlanması kibir değildir. Onlarla yaşarken , onları taşırken gösteriş yapması ve üstünlük taslaması kibirdir. İlmimizin ödünç , zenginliğimizin emanet olduğunu idrak edebilmek kibrin yerine tevazuyu yerleştirir. Enfal suresinin 28. Ayetindeki “ Mal ve çocuklarınızın sizin için bir imtihan olduğunu , büyük mükâfatın Allah katında bulunduğunu bilin . “ uyarısını içselleştirip kibre , gurura ve sahiplenmeye kapılmadan her halimizle Hamd ile yaşayıp gitmeyi Rabbim hepimize nasip etsin . Sevgiyle kalın…