Bir çocuk gelişim uzmanı ve Montessori eğitimcisi olarak, yıllarımı çocukların o mucizevi dünyasını anlamaya ve anlatmaya adadım. Bugün bu köşede sizlerle buluşurken kalbimde tek bir heyecan var: Çocuklarımızın "sessiz çığlıklarını" duymak ve onların devasa potansiyellerine giden yolda birlikte rehberlik etmek.
Çoğu zaman eğitimin okul sıralarında başladığını düşünürüz. Oysa eğitim; bir çocuğun sabah kendi başına çorabını giymeye çalışmasıyla, mutfakta bir bardağı taşımasıyla, yani tam olarak hayatın içinde başlar. "Bir çocuğu yetiştirmeye, o doğmadan yirmi yıl önce başlanır" der bir bilge sözü. Bu, ebeveynin kendi iç yolculuğunun çocuğun karakter mimarisindeki ilk temel olduğunun itirafıdır.
Anne Karnından Sofraya: Bağımsızlık Yolculuğu
Bilinçli ebeveynlik anne karnında, bebeğin sinir sistemine atılan o ilk huzur imzasıyla başlar. İlk iki yıl ise beynin en hızlı yapılandığı "mimari" evredir. Bu keşfin en somut hali ise kendi başına yemek yeme çabasıdır. Çocuğun tabağına elleriyle veya kaşığıyla hamle yapması, bir özgürlük ilanıdır. Biz yetişkinler "etraf kirlenmesin" diye kaşığı elinden aldığımızda, sadece yemeği yedirmiş olmayız; onun el-göz koordinasyonunu ve en önemlisi özerklik kaslarını zayıflatmış oluruz. Unutmayın; kaşığı tutmak, hayatı tutmaktır.
Merdivenlerde Sönen Göz Ferleri
Geçmiş yıllarda okuluma gelen 2,5 yaşındaki bir öğrencimin merdivenleri gördüğündeki o müthiş heyecanını unutamıyorum. Gözlerinin içi parlayarak basamaklara yöneldi; kendi başına tırmanmayı deneyimleyecekti. Ancak babası hemen atıldı: "Gel küçüğüm, seni uçak yaparak yukarı çıkarayım!" Yukarı vardıklarında çocuğun gözlerindeki o fer sönmüş, heyecanı yitip gitmişti. Çünkü o, uçmak değil; başarmak istiyordu.
Yakın zamanda ise 4 yaşındaki bir çocuk tam merdivenlerden inmeye yeltenmişti ki annesinin "Hayır düşersin, kendi başına inmemelisin!" uyarısıyla geri döndü ve denemekten vazgeçti. O an, bir çocuğun özgüveninin nasıl sessizce kırıldığına şahitlik ettim. Bizler koruma içgüdüsüyle onları kucağımıza aldığımızda, aslında gelişimlerini durduruyoruz.
Hazırlanmış Çevre: "Boyumun Yettiği Dünya"
Eğitimi eve taşımak için pahalı materyallere ihtiyacınız yok. İhtiyacınız olan şey; çocuğun bağımsızlığına hizmet eden bir çevredir. Evinize bir de çocuğunuzun göz hizasından bakın:
• Yer Yatağının Özgürlüğü: Yüksek, parmaklıklı karyolalar yerine basit bir yer yatağı (floor bed) kullanmak, çocuğa "Uykum geldiğinde yatabilirim, uyandığımda dünyayı keşfetmeye başlayabilirim" mesajını verir. Parmaklıklar ardında kurtarılmayı beklemek yerine, kendi yaşamının kontrolünü eline alır.
• Erişilebilirlik: Kendi montunu asabileceği alçak bir askı, suyunu doldurabileceği bir sürahi ve boyuna uygun alçak raflar...
Bu küçük düzenlemeler çocuğa şunu fısıldar: "Ben bu evin değerli bir bireyim ve burada kendi başıma bir şeyler başarabilirim." Küçük Bir Öneri: Bu hafta çocuğunuzun evde "Ben yapabilirim" dediği o anlarda sadece geri durun ve güvenle onu izleyin. Müdahale etme isteğinizi dizginlediğinizde, onun gözlerindeki o başarma ışıltısının dünyadaki her şeyden daha değerli olduğunu fark edeceksiniz.
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN

