Türkiye’de ekonomik yönden en zor durumda olan kesimin başında EMEKLİLER geliyor. Bu bir gerçek. Emeklinin maaşı açlık sınırının altında kalıyor ki, bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu maaşla emekli, ev kirasını dahi karşılayamaz. Yaşı itibariyle ek iş yapamayacak durumda olanlar çoğunlukta olduğu gibi, zaten memlekette iş de yok. İş demek, kişinin onuru ile gücü ile mütenasip (uygun) ve asgari de olsa tatmin edecek bir miktarda bir gelir demektir. Dolayısıyla, daha önce de yazdığım ve hep söylediğim konu bu hususun muhalefet partilerince ve sivil toplum kuruluşlarınca devamlı gündemde tutulması ve hatta emeklilerin de bizzat ellerindeki imkânlarla bunu dile getirmeleri bir görevdir, bir mükellefiyettir. Sayın Cumhurbaşkanının, bu dile getirmeleri emeklileri bir tahrik vesilesi görmesini pek tabii ki anlayabilmek ve kabul edebilmek mümkün değildir. Bir taraftan %4,5 büyümeden bahsedip de halkın büyük kesimini yoksulluk sınırının altında, içinde EMEKLİLERİN bulunduğu bir bölümünü de açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm durumda bırakmak büyük bir çelişkidir. Bugün Bayram ikramiyesi adı altında emekliye her bayram için verilen sadaka kabili 3.000 TL ile ancak bir iki aylık kedi maması siparişi verilebilmektedir. Şayet %4,5 büyüme varsa, bu durum karşısında bu fark ya zengin belli bir kesime rant olarak aktarılmaktadır yahut da TÜİK rakamları gerçeği ifade etmemektedir. LÂKİN ; Bütün bu saptamalara karşın, ben her gün, “şayet emeklilere yeterli zam yapılmaz ise, emekliler iktidara seçimi kaybettirir” söylem ve hatta sloganına fevkalâde karşıyım. Yani, bu söylemin eski ve hukuki tabiri ile mevhumu muhalifinden “emeklilere zam yapılır ise, sanki Türkiye’de her şey düzgünmüş ve yoluna girmiş de emekliler iktidara destek verecek “ manası çıkmıyor mu? Gerçekten öyle mi olacak? İktidarın TEK yanlış yaptığı EMEKLİ AYLIKLARI mıdır?