“Düşünce suçu “ diye bir şey olamaz. Zaten kimse de bir başkasının ne düşündüğünü bilemez ve ona müdahale edemez.
Demokrasilerde , “Düşünceyi ifade ve düşüncelerin açıklanması “ da suç değildir.
Demokrasi, ifade özgürlüğünü de içerir. Zira, Demokrasi egemenliğin ve şahısların özgür olduğu bir sistemdir,bir rejimdir.
Düşünceyi ve fikri açıklamak ile bunu bir hakaret biçimine getirmek çok farklıdır. Şayet hukuken ve Kanunen bir hakaret veya sövme fiillerinin unsurları varsa bu eylem cezalandırılmalıdır. Fakat , idareye karşı her eleştiri veya idarenin fikirlerinin beğenilmemesi ve tenkidi soyut ve indî bir iddia ile hakaret sayılıp fikirlerin serbestçe açıklanması engellenemez. Bu ancak demokratik olmayan totaliter rejimlerde olur.
MÖ. 480-406 yıllarında yaşamış EURİPİPİDES
" Düşüncelerini açıklıyamamak köleliktir, Köle miyiz ki fikrimizi ,düşüncelerimizi serbestçe açıklıyamayalım ? “ diye 2430 yıl önce söylemiştir bu sözü.
MS.2000 li yıllarda hâlâ düşünce açıklamanın suç sayılması şayet rejim demokrasi olarak ifade ediliyorsa mümkün değildir.
Kişiler önce cahil ve muhtaç bırakılarak beyinleri esir edilir, ondan sonra esaret tüm topluma her yönüyle hâkim olur, yayılır.
Mücadelenin en zor olduğu şey organize edilmiş cahil topluluklardır. Böyle bir toplumu yaratmanın yolu ise, önce toplumu bölmek ve parçalamak, kindar bir nesil yetiştirmekle olur.
Dikkat edilmesi gereken, toplumun nasıl bir yola yönlendirildiğidir. Millet duygusunu kaybeden toplumlar er geç yıkılmaya mahkûmdur.
31 Mart 2024 tarihinde yani bugün mahalli seçimlerde tüm vatandaşlar oylarını kullanacaklar. Bu seçim Türk milletinin bir imtihanıdır. Hiç de demokratik ve eşit olmayan koşullarda güyâ mücadele edilerek oy kullanılacak güne gelindi. Bu günün bir demokrasi ayıbına uğranılmadan geçmesini temenni ederim.

