Astım Atakları Yıllar Öncesinden Tespit Edilebilecek
Astım hastaları için çığır açabilecek nitelikte bir bilimsel gelişme kamuoyuyla paylaşıldı. Yapılan yeni araştırma, astım ataklarının ne zaman ortaya çıkabileceğinin yıllar öncesinden tahmin edilebileceğini ortaya koydu. Bu bulgu, milyonlarca hastanın yaşam kalitesini artırabilecek erken önlem fırsatlarını da beraberinde getiriyor.

ABD’deki Mass General Brigham ile İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nde görev yapan bilim insanları, 2 bin 500’ü aşkın astım hastasına ait kan örneklerini ayrıntılı şekilde inceledi. Çalışmada “metabolomik analiz” adı verilen ileri bir yöntem kullanılarak, kandaki küçük moleküller analiz edildi ve astım krizleriyle ilişkili biyolojik örüntüler tespit edildi.
Yağlar Ve Hormonlar Arasındaki Denge Kritik
Araştırma ekibi, sfingolipid olarak adlandırılan yağ türleri ile vücutta doğal olarak üretilen steroid hormonlar arasındaki oranın, gelecekte yaşanabilecek astım atakları için güçlü bir risk göstergesi olduğunu belirledi. Bu oranın ölçülmesiyle, bir kişinin önümüzdeki beş yıl içinde astım krizi geçirme ihtimalinin öngörülebileceği ifade edildi.
Bazı Hastalarda Bir Yıl Önceden Uyarı
Bilim insanları, geliştirilen yöntemin bazı hasta gruplarında ilk astım atağını yaklaşık bir yıl önceden tespit edebildiğini açıkladı. Bu durum, özellikle yüksek risk grubundaki bireyler için erken tedavi ve koruyucu önlemlerin zamanında devreye alınmasını mümkün kılabilecek.
Çalışmanın baş araştırmacılarından Karolinska Enstitüsü’nden Craig Wheelock, sfingolipidler ile steroid hormonlar arasındaki etkileşimin astım risk profilini belirlemede kilit rol oynadığını söyledi. Wheelock, yöntemin hem biyolojik açıdan anlamlı hem de klinik uygulamalar için maliyet açısından ulaşılabilir olduğunu vurguladı.
Yüzde 90’a Varan Doğruluk Oranı
Araştırmada, onlarca yıla yayılan üç büyük astım çalışmasının elektronik sağlık kayıtları incelendi. Sfingolipid ve steroid oranlarını temel alan modelin, genetik veriler ve ilaç kullanımı bilgileriyle birlikte değerlendirildiğinde, yüksek riskli hastaları yaklaşık yüzde 90 doğrulukla tespit edebildiği bildirildi. Buna karşılık yalnızca standart klinik verilerle yapılan tahminlerin doğruluk oranının yüzde 50 ile 70 arasında kaldığı aktarıldı.
Uzmanlar, yöntemin ilerleyen süreçte laboratuvar testleriyle klinik uygulamaya girebileceğini ancak bunun için ek doğrulama çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Geliştirilen teknik için patent başvurusunun da yapıldığı açıklandı.
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN