Geçtiğimiz hafta bu köşede, bir insanın geleceğini inşa ederken "ilk tuğlanın" ne zaman ve nasıl konulduğuna değinmiş, erken çocukluk döneminin hayati önemine pencere açmıştık. O ilk tuğla güvenli bağlar ve doğru çevreyle konur demiştik. Peki, temel atıldıktan sonra o binanın mimarı kimdir? Biz yetişkinler mi, yoksa çocuğun kendisi mi?
Yüzyılın başında yaşayan dahi hekim ve eğitimci Maria Montessori, bu soruya çok net bir yanıt vermişti: "Çocuk, kendi kendinin mimarıdır." Bizlere düşen ise sadece o mimara doğru malzemeyi sunmak ve işine gölge etmemektir. Montessori’nin zamansız felsefesinin kalbi sayılan o meşhur çocuk çığlığı aslında her şeyi özetler: "Bana kendi başıma yapabilmem için yardım et!"
Öğretiyorum Sanırken Engellemek
Biz yetişkinler, sevgi, koruma ve çoğunlukla da "öğretme" içgüdüsüyle büyük bir hata yapıyoruz. Sürekli anlatıyor, "ben sana göstereyim" diyerek çocuğun elindeki işi alıp onun adına giydiriyor, yediriyor ya da topluyoruz.
Sonuç ne oluyor biliyor musunuz? Bir profesörün iki katı zekaya ve muazzam bir öğrenme potansiyeline sahip olan o minik çocuk, bir süre sonra "Bana gösterir misin, lütfen?" diyerek her işi başkasına yaptırmayı alışkanlık haline getiriyor. Kendi potansiyelini bir kenara bırakıp hızla edilgenleşiyor.
İşin en acı tarafı ise yetişkinlerin bu durumu okuma biçimi. Çoğu ebeveyn bu manzaraya tebessümle bakıp, "Bakar mısın benim akıllı oğluma/kızıma, bir şekilde cilveyle, ricayla işini bana yaptırıyor!" diyerek çocuğun bu kurnazlığını bir zeka belirtisi gibi görüp gururlanıyor. Oysa orada çocuk, tembelliği ve sorumluluktan kaçmayı öğreniyor; ebeveyn ise çocuğunun bağımsızlık kasını kendi elleriyle köreltiyor.

Okuldan Canlı Aynalar: "Ben Başardım!"
Yıllardır okul sıralarında, çocukların dünyasında bu mucizeye her gün hayranlıkla şahit oluyorum. Eğitim ortamlarımızda 2,5 yaşındaki bir çocuğun ayakkabısını giymeye çalışırken ya da küçücük bir düğmeyi iliklemek için çabalarken gösterdiği o müthiş performansı izlemek paha biçilemez. Pedagogların "Dikkatin Polarizasyonu" dediği, çocuğun dış dünyadan tamamen koparak o işe derinlemesine odaklandığı anlar tam bir zihinsel inşa sürecidir.

