En doyurucu olmayan ama bazıları çok görkemli ve bazıları çok önemli ustaların mutfağından çıkmış kalorisi çok düşük salatalardır laf salataları. Bu salataların bazıları aşırı basittir, malzemeler birbirine karışmış fakat asla birleşmemiş , özleşmemiştir.Çok da yavandır ama kötülemeye değmeyecek kadar kötüdürler,bir laf bile etmeye değmezler. Ben de zaten onlardan söz etmiyeceğim. Lâkin, bir de öyle görünüşü cezbedici, anlaşılması , tadı, lezzeti , kavranılması ,çözümlenmesi zor görünen laf salataları vardır ki ; birincisi, o salatayı yapan chef tanımış bir cheftir , ikincisi de kullandığı malzemelere göz attığınızda malzemeler çok ustaca seçilmiştir, bazılarını bilmiyor dahi olabilirsiniz, o malzemeye bakıp araştırır tekrar salataya dönersiniz ama bir türlü tadını tam alamazsınız , damağa bir türlü hitap etmiyordur ve bitirdiğinizde de midenizi hiç tutmuyor, zira tatmin etmiyordur. Lâkin, bu salataya yapılan değerlendirmelere ve yorumlara göz attığınızda ise bir tek kendinizin yanılmış olduğunu zannedersiniz ,zira o salatadan herkes o kadar memnun olmuş, o kadar beğenmiştir ki övgülerden geçilmiyordur.Bol soslu salatalardır bunlar. Kendi damak zevkine ve biraz da gustoluğunuza güvenen bir kişi iseniz aynı chef'ten, aynı ustadan birkaç değişik menü tadımı daha yaparsınız. İçlerinde mükemmel olanları da vardır ama bol soslu laf salatalarında sonuç hep aynıdır. Tabii ki sonunda anlarsınız o şefin tarzını ve amacını. Bu tür chefler genellikle iyi bir gastronomi tahsili yapmış, yabancı mutfaklarda da çalışmış ,yabancı neşriyatı da takip eden cheflerdir. Bu salatalar ile genellikle her damağa hitap etmek isterler ve hiçbir kitleyi hoşnut etmemek lâzım geldiğine inanan bir düşünce ve tavır izlerler. Lâkin her damağa hitap edecek ayrı ayrı tadlar sunmayı belki de basit bulduklarından ve kendine özgün bir tarzı yok intibaı yaratmamak için ortaya karışık denilecek bir tavır içinde lezzetleri karıştırırlar ve bir füzyon mutfağı oluşturmak isterler kendilerince. Füzyon mutfağına alışamadım ben nedense.Belki de çok klâsik görüşlüyüm.Hayatımda da bu yüzden biraz köşeli oldum.Netimdir ben.Keskin tadları seviyorum ama tabii ki o keskinliğin ustaca yumuşatılmasını da beklerim, ondan da hoşlanırım.En önemlisi ,tadı damakta kalabilmeli , unutulmamalı ve karın doyurabilmeli. Burada iki şeyi çok net ve kesin ayırmak lâzım ; Ben , "Doğru tektir " demiyorum, bakış açısına göre izafidir, görecelidir her şey.Herkes de kendi bakış açısından kendi doğrusunu söyler.Onun için ,ben Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkrayı çok felsefik bir anlatım tarzı bulurum hep; hani hoca hem davacıyı dinleyip ona haklısın demiş, hem davalıyı dinleyip ona haklısın demiş de, hocanın karısı " Aman hocam nasıl olacak şimdi ? İki kişi de haklı olabilir mi aynı konuda? " diye sorunca " sen de haklısın hanım " diye cevap vermiş . Bence görecelik bundan güzel anlatılamazdı. Ama, bu başka, " Ne şiş yansın ne kebap " diye her tarafa şirin görülecek laf salataları başka bir şeydir. Mutlaka icap etmiştir ki anlattım bu salata konusunu, Velhasıl, ben laf salatalarını hiç sevmem. Salata esasen iştah açıcıdır ama laf salataları iştahımı kapatı veriyor benim.