Kurban Bayramı, birlik ve dayanışmanın simgesi… Ancak bu yıl o dayanışmanın en somut göstergesi olan kurban kesimi, ne yazık ki ekonomik koşulların gölgesinde kaldı. Bayram sabahları mahalle aralarında yankılanan tekbir sesleri, yerini sessizliğe bırakmış durumda. Çünkü insanlar artık sadece kurbanlık seçmekte değil, geçim mücadelesi vermekte zorlanıyor.
KURBAN DEĞİL, FİYAT KESİYOR
Her yıl bayram öncesi kurban pazarlarında yaşanan hareketlilik bu yıl oldukça sönük. Besiciler hayvanlarını satamıyor, vatandaşlar ise almak bir yana, sadece bakmakla yetiniyor. Büyükbaş hayvanların fiyatları asgari ücretin iki katını aşarken, küçükbaşlar da el yakıyor. Haliyle kurban kesmek, çoğu aile için bir lüks haline geldi.
DAYANIŞMA ZAYIFLIYOR
Kurban, aynı zamanda ihtiyaç sahiplerine ulaşan et demekti. Ancak bu yıl kesim sayısındaki ciddi düşüş, yardımlaşmanın da önüne geçti. Eskiden mahallede, sokakta bir şekilde her sofraya et düşerdi. Şimdi birçok aile, bayramda bile ete ulaşamıyor. Kurban ibadeti, yalnızca dini bir vecibe değil, aynı zamanda sosyal adaletin bir parçasıydı. Ne yazık ki bu denge de bozulmuş durumda.
SORUN KURBANLIKTA DEĞİL, GEÇİMDE
Ekonomik kriz; sadece pazar yerinde değil, insanın psikolojisinde, ilişkilerinde, ibadet anlayışında bile kendini gösteriyor. Kurban alamayan kişi, hem üzüntü hem mahcubiyet yaşıyor. Bu da toplumda görünmeyen ama derinleşen bir huzursuzluğa sebep oluyor. Sorun, kurban kesememekte değil; insanların temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelmesinde.
BAYRAMLAR UMUT OLMALIYDI
Bayramlar umut, neşe ve huzur getirir deriz. Oysa bu yıl, özellikle dar gelirli kesim için Kurban Bayramı; yoksulluğun, çaresizliğin bir kez daha yüzümüze çarptığı bir ayna oldu. Bayram sevincinin yerini “Nasıl geçineceğiz?” sorusu aldı. Bu durum, sadece ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda sosyal barışı ve toplumsal huzuru da tehdit eden bir gerçeklik.
UMUTSUZLUK DEĞİL, DEĞİŞİM GEREK
Elbette umut bitmemeli. Ancak bu umut, gerçekçi politikalarla desteklenmeli. İnsanların bayramlarda başını öne eğmek zorunda kalmadığı, kurbanlık pazarlarında sadece fiyatlara değil, dostluklara da gülümsediği günleri tekrar yaşayabilmek için adil paylaşım, güçlü sosyal politikalar ve ekonomik istikrar şart. Çünkü bayramlar; sadece dini vecibeler değil, aynı zamanda insanların yeniden birbirine yaklaştığı, dayanışmanın somutlaştığı günlerdir.