Anadolu’dan Müze-i Hümayun’a Uzanan Eşsiz Bir Miras
Konya topraklarında keşfedilen ve bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin en görkemli eserleri arasında yer alan Sidamara Lahdi, yalnızca büyüklüğüyle değil, taşıdığı tarihsel mirasla da dikkat çekiyor. Aradan geçen 143 yıla rağmen Sidamara Lahdi, arkeoloji dünyasında hâlâ en çok konuşulan eserlerden biri olmayı sürdürüyor. 32 tonluk dev yapı, Konya ve Karaman coğrafyasının Roma Dönemi’ndeki kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor.

Roma Dönemi’ne ait olan ve MS 3. yüzyıla tarihlenen Sidamara Lahdi, antik dünyanın bilinen en büyük mermer lahitlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bugün İstanbul’da sergilense de bu eşsiz eser, kökleriyle Konya arkeolojisinin en güçlü simgelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Sidamara Lahdi Konya Topraklarında Keşfedildi
Sidamara Lahdi, Ereğli–Karaman yolu üzerindeki Ambar Köyü’nde, antik Sidamara kentinin kalıntıları arasında bulundu. Keşfin yapıldığı 1882 yılında bölge, idari olarak Konya Vilayeti Ereğli Kazası sınırları içindeydi. İngiliz Askeri Başkonsolosu Charles Wilson, Anadolu gezisi sırasında lahdin varlığını fark etti. Ancak devasa boyutları nedeniyle eser taşınamadı ve yeniden toprak altına gömüldü.
Bu süreçte, lahdin yüksek kabartmalarından kopmuş olan “Eros Başı” parçasının Wilson tarafından Londra’ya götürüldüğü daha sonra ortaya çıktı. Bu durum, Sidamara Lahdi’nin tarihine ayrı bir tartışma başlığı ekledi.
40 Çift Mandayla Konya Garı’na Taşındı
1898 yılında bir köylü tarafından yeniden bulunan Sidamara Lahdi, dönemin Müze-i Hümayun yetkililerine bildirildi. Osman Hamdi Bey’in yaptığı incelemeler sonrası lahdin İstanbul’a taşınmasına karar verildi. Taşıma süreci ise dönemin şartları düşünüldüğünde adeta bir mühendislik ve sabır sınavına dönüştü.
Rivayetlere göre, Ereğlili “Deli Mustafa”nın üstlendiği taşıma görevinde 40 çift manda kullanıldı. Günler süren zorlu yolculuk sonucunda 32 tonluk lahit, büyük güçlüklerle Konya Tren İstasyonu’na ulaştırıldı. Bu fedakârlık nedeniyle Deli Mustafa’ya padişah tarafından rütbe ve maaş bağlandığı anlatılıyor.
Demiryoluyla İstanbul’a Ulaştı
Özel olarak hazırlanan tren vagonlarıyla Sidamara Lahdi, 1901 yılında İstanbul’a getirildi. Böylece eser, Müze-i Hümayun’un en değerli parçalarından biri haline geldi. Yıllar sonra Eros Başı’nın da lahdin yanına getirilmesiyle, eser büyük ölçüde bütünlüğüne kavuştu.
Sidamara Lahdi’nin Sanatsal Gücü
Tamamen mermerden yapılan lahdin dört yüzü ve kapağı, yüksek kabartma heykellerle süslendi. Filozof figürleri, mitolojik sahneler, av tasvirleri ve araba yarışları, Roma sanatının görkemini yansıtıyor. Sidamara Lahdi, bugün İstanbul’da sergilense de Konya’nın arkeolojik imzası olarak kabul ediliyor.
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN