“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.”
Sevgili dostlar yukarıdaki dizeler, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı, milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği mücadeleyi mükemmel bir biçimde anlatan İstiklal Marşı’mızın on kıtasından sadece biri . Bugün İstiklal Marşı’mızın milli marş olarak kabul edilişinin yıl dönümü. Verilen ödülü kabul etmeyip ” Ben bu şiiri para için yazmadım .”diyen ve “O benim değil ,milletimindir.” düşüncesiyle Safahat’ına almayan bu yüce gönüllü insanı sevgi ,saygı ve rahmetle anıyoruz.
Bugün, bu ülke topraklarının bağımsızlığı uğruna verilen mücadelenin ve bu bağımsızlık için yapılan fedakarlıkların destansı bir anlatımı olan İstiklal Marşı’mızın resmen kabul edilişinin 103. yılı.
Bugün, bu emaneti bizlere bırakmak için canlarını hiç düşünmeden feda eden atalarımıza gerçekten layık olup olmadığımızı düşünmeden yapamıyor insan. Biz, bu eşsiz emanete ne kadar sahip çıkabildik ? Bu sorunun cevabını belki de çoğumuz içimiz sızlayarak veriyoruz . Gerçekten de kendimizle yüzleştiğimizde , bugün olan bitenlere baktığımızda o emanete pek de sahip çıkmış görünmüyoruz . Vatanımızın her karış toprağı için onca yokluğa ,yoksulluğa karşı iman gücüyle ölmeyi göze alan , bir an bile dönmeyi düşünmeden kendilerini bile bile bu vatan için feda eden atalarımızın bize bıraktığı bu topraklara ne kadar sahip çıktık?
Her birimiz artık bu ülke topraklarında konfor içinde yaşarken unutmuş, unutturulmuş hafızaların çarpıtılmasıyla oluşmuş şaşkınlıklarımızdan bir an önce kurtulup , silkinip ayağa kalkmalıyız. Şehadet şerbetini içerek kendilerini bizler için feda eden, toprağın altında kefensiz yatan atalarımız hatırlamalı, bu vatana ,satmadan ,onu hoyratça kullanmadan sahip çıkmalıyız.
Bunları yapabilmek için hiçbir kaynağı eleştirmeden ,hiç kimseyi ötekileştirmeden aklımızı kullanmalıyız . Bilinçli bireyler olarak tartışan ama kavga etmeyen , tartışma sonrasında alınması gereken öğretileri fark eden olup onları hayatımızın akışına huzur ve sevgiyle yerleştirmeli ,değerlerimize sahip çıkmalıyız . Bu emanetleri ve sahip olduğumuz değerleri bizden sonraki nesillere güvenle teslim etmeliyiz.
Ömrünün son demlerinde hastayken kendisine yazdığı marşla ilgili soruya verdiği “ O şiir bir daha yazılamaz , onu ben de yazamam ; onu yazmak için o günleri görmek , o günleri yaşamak lazım . Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın. “ cevabı ne kadar da anlamlı değil mi ?
Sözlerimize yine onun dizeleriyle son verelim dostlar:
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan , şüheda!
Canı , cananı , bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda .”
Sevgiyle kalın.

