Konya Valisi Lütfi Fikret TUNCEL 1979 1984 Yıllarında görev yaptı. “Bir varmış bir yokmuş” gibi olacak ama, konu çok iyi bir örnek olduğu için anlatmam gerek. Zira hiç basında falan yer almadı. Beyşehir Gölü’nün korunması ile ilgili Konya basınında yazılar yazıyorum. Yazıyorum da olumlu hiçbir gelişme olmadığı için moralsizim, geçen ay ” Beyşehir Gölü’nün Başı Dertte” başlıklı yazıyı yazarken geçmişteki bir mücadele aklıma geldi. Sene 1981-83 yılları olmalı; İl Sağlık Müdürlüğü’ne Türkiye Elektrik Kurumundan Beyşehir Gölü kenarına Termik santral kurulması ile ilgili bir yazı ve ekinde bir rapor geldi. O yıllarda tüm sıhhi ve gayrisıhhi işyeri ve fabrikaların ruhsatları Sağlık Bakanlığı’nca verilmekteydi. Büyükşehir Belediyeleri henüz ihdas edilmemiş, Çevre Bakanlığı kurulmamıştı. Ben İl Sağlık Müdürlüğü’nde Çevre Sağlığı Şubesi’nde Su Sağlığı Şefi olarak çalışmaktaydım. İlgili yazı ve “9 Eylül Üniversitesi’nce hazırlanan kalınca bir rapor bana havale edilmişti. Beyşehir Gölü’nün güneyindeki dağların altında kömür yatakları olduğu, bu kömürlerin çıkarılarak yapılacak bir termik santralde elektrik elde edileceği, özet olarak göle çevresel açıdan bir zarar verilmeyeceği belirtiliyordu. Raporu 2 defa dikkatlice okudum. Termik santral için gölden soğutma suyu alınacak ve proseste kullanıldıktan sonra tekrar göle verilecekti. Yanan kömürün külleri için kül barajı kurulacak vb.. ayrıntılı açıklamalar vardı. Ben ikna olmamıştım. Bu termik santral gölün ekolojisini bozup, ölümüne yol açabilirdi. İl Sağlık Müdürüm Dr.Ekrem YILDIRIM’a konuyu olumsuz görüşlerimle birlikte anlattım. İl Müdürüm, bu kalınca raporu iki kez okumuşsun, gölün de hem doğal çevresini, hem tarihi çevresini de iyi biliyorsun. Bu raporu ve olumsuz görüşümüzü Vali beye sen anlat dedi. O yıllarda biz İl Sağlık Müdürlüğü’nden bir gurup arkadaşla Beyşehir Gölü’nün Yeşildağ tarafına ailecek ve çadırlarla gidip orada kamp yapıyorduk. Göldeki 33 adadan doğal ve tarihi önemi olanlarını gezmiştim. Göl dışındaki Kubat Abat Sarayı başta, Yaka Manastır, Eflatun Pınar, Eşrefoğlu Camii, Fasıllar Anıtı dahil tarihi çevrenin tamamını gezmiştim. Vali bey beni kabul ettiğinde çok heyecanlıydım. Beni rahatlattı. Çay ikram etti. Ben konuyu anlatmaya başladım. Hiç kesmeden dikkatlice dinledi. Ben de vali bey dinliyor diye bütün düşüncelerimle beraber gölün içindeki doğal ve tarihi çevreyi, göl dışındaki tarihi çevreyi, kraliçe Kibele’nin hikayesine kadar anlattım. Güldü. Peki kararın nedir dedi. Efendim ben önemli biri değilim. Bu raporu da bir Üniversite hazırlamış ama ben ikna olmadım. Ülkemizin en büyük Tatlısu gölünü feda etmemeliyiz. Bu faaliyet göl ekolojisini kesinlikle bozar dedim mi, yarıda mı kaldı ! . Vali bey niye ağlıyorsun, bizde izin vermeyiz. Git yazıyı yaz dedi. Çok sevindim. Sonra Ankara’dan bir profesörler grubu yöreyi incelemek üzere geldi. Vali bey onları gezdirme görevini de bana verdi. Bende gördüğüm bildiğim her yeri gezdirdim. Vali bey o termik santral projesine geçit vermedi. Vali bey Konya’dan ayrılırken uğurlama töreninde de bana ters gelişme olursa haberim olsun dedi. Çok şükür bir daha termik santralle ilgili bir gelişme olmadı. O yıllarda bir valimizin direnciyle Beyşehir Gölü korunabildi. Allah razı olsun sayın valim. Sonra, Büyükşehir belediyeleri ihdas edildi. Çevre Bakanlığı kuruldu. Bakanlıklar, D.S.İ. ve Büyükşehir belediyemiz gölü korumakta patinaj yapıyorlar. Göl %50 küçüldü, ötrofikasyon başladı, Göl kenarındaki yapılaşma önlenemiyor. Göl neredeyse bataklık haline geliyor. Emeklisi olduğum Çevre Bakanlığı’na ne demeli. Hoşça kalın.