“Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”
Bu eşsiz dizelerin yer aldığı, Mehmet Akif Ersoy’un yüreğinden, kaleminden dökülen İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de Milli Marş’ımız olarak kabul edilmiştir.
Mart ayı Türk tarihinde çok önemli olayların ve değerlerin gerçekleştiği bir ay olarak yerini alır.
14 Mart 1827 tarihi, II. Mahmut Döneminde Tıphane-i Amire’nin kurulmasıyla modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilir. Bizlere şifa sağlamak için her türlü çabayı sarf eden doktorlarımıza minnet borcumuzu bu vesileyle belirtmek isterim.
Mehmet Âkif’in “Çanakkale Şehitleri” adlı destanının en etkileyici dizeleri de bizlere Türk ve dünya tarihinin unutulmaz zaferini ne güzel anlatıyor.
“Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pâk alnı değer.”
18 Mart 1915 günü Cevat Paşa komutasında Çanakkale Deniz Savaşı’ ndaki başarıyla yazılmaya başlayan destan, 19.Tümen Komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün üstün askeri dehasıyla Çanakkale Kara Savaşlarındaki Türk askerinin inanılmaz direnişi ve zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu destan yalnızca kazanılmış bir zafer değil, Türk milletinin tüm dünya devletlerine ve milletlerine karşı milli birlik ve beraberliğinin, kahramanlık ve fedakârlığının, özgürlük ve bağımsızlığının göstergesi de olmuştur.
Çanakkale Savaşları I.Dünya Savaşı’ndaki Türk cephelerinden biri değildir sadece, bir destandır. Türk ulusunun vatanı için her şeyi göze alarak tüm yoksunluğuna rağmen gösterdiği muhteşem direniştir, dayanışmadır. Özgürlüğüne verdiği değerdir.
Vatanı için emanetlerine sahip çıkabilen, bu emanetleri canı pahasına koruyan, tarihini bilen, uğrunda can verenlere saygı duyan, minnet duyguları besleyen bir millet olabilmek dileğiyle, sevgiler.

