TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN ADANA’YA GÖÇ
Adana, 1950’li yıllardan itibaren sanayi gelişimi, tarımsal potansiyeli ve stratejik konumuyla Türkiye’nin dört bir yanından göç aldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan özellikle Şanlıurfa, Diyarbakır, Siirt, Mardin, Van ve Bitlis gibi illerden gelen vatandaşlar, bugün Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde yoğun olarak yaşıyor.
BALKANLARDAN GELENLER, TOROSLARDA YÖRÜKLER
Cumhuriyet döneminde Balkan göçmenleri, başta Makedonya, Kosova, Bulgaristan ve Bosna Hersek’ten Adana’ya yerleştirildi. Bu topluluklar bugün hâlâ Çukurova’da önemli bir nüfus oranına sahip. Toros Dağları’nın eteklerinde ise Türkmen kökenli yörükler, geleneksel yaşamlarını sürdürüyor.
KARADENİZLİLER, EGE’LİLER, İÇ ANADOLULULAR
Adana, Karadenizli, Ege’li ve İç Anadolu’lu vatandaşların da ikinci evi haline geldi. Karadenizliler daha çok inşaat ve ticaret sektöründe faaliyet gösterirken, İç Anadolulular tarımda ve kamu kurumlarında aktif. Egeliler ise Çukurova’nın verimli topraklarını zeytin, üzüm ve benzeri ürünlerle değerlendirdi.
ÇOKKÜLTÜRLÜLÜĞÜN YAŞAYAN ÖRNEĞİ: ADANA
Adana’nın çokkültürlü yapısında Arap Aleviler, Kürtler, Romanlar, Ermeniler ve Süryaniler de yer alıyor. Hatay ve Tarsus’tan gelen Arap Alevi toplulukları, kendi kültürlerini mahalle bazında yaşatıyor. Romanlar, özellikle müzik ve eğlence kültüründe kent yaşamına renk katıyor. Ermeni ve Süryani izleri ise mimaride ve bazı geleneklerde hâlâ görülüyor.
KENTLİLİK KİMLİĞİ GÜÇLENİYOR
Yıllar içinde göç alan bu kozmopolit yapı, Adana’da özgün bir kentlilik bilinci oluşturdu. Artık birçok kişi doğduğu yeri değil, yaşadığı yeri sahipleniyor. “Aslen nerelisin?” sorusuna verilen cevaplar değişiyor: “Adanalıyım!” cevabı gururla söyleniyor.

