Tüm çalışanlar isyan ediyorlar! GEÇİNEMİYORUZ!
Ama sayın vekillerimizden ( iktidar ve muhalefet hiç ayırmadan ) onların geçinemiyoruz , dediklerini duydunuz mu?
Eğitim devlet eliyle verilmek zorundadır. Devlet, yönettiği kişilere mutlu bir yaşam vermek ve hiç ayırım yapmadan eşit eğitim hakkı tanımak zorundadır.
Herkes düşünsün...!
Özel okullar , devlet okullarının önüne geçerken, özel okullar ve özel dersaneler çığ gibi büyürken , bu gidişi eleştirdik mi?
Hayır!
Öylesine mutlu olduk ki... Emekli öğretmenlere ikinci maaş kapısı açıldı.
Ataması yapılamayan ve hiç tecrübesi olmayan ama çaresizlikten özelin verdiği maaşa razı olarak çalışmaya başlayan öğretmenlerin de sesi çıkmadı.
Veliler ise son derece mutlu!
EKONOMİK DURUMU YÜKSEK OLANLAR, TAM GÜN ÇALIŞANLAR ; YEMEK, SERVİS, ETÜT ÇALIŞMALARI İLE DONATILAN ÖZEL OKULLARA KOŞA KOŞA GİTTİLER.
Köy okulları kapatılırken , tayin bekleyenlerin kapıları da kapatıldı.
Taşımalı eğitim yapan 2006-2007 yıllarında 24.388 köy okulu varken, bu rakam 2006-2007 yıllarında 8.367 ‘ye kadar düştü.
CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ;KÖYE AYDINLIK GETİRMEK İKEN .... KÖYLER KARARTILDI.
Önce Köy Enstitüleri 1934 yıllarında, meclisteki milletvekillerinin baskısı ile Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer , yeni Köy Enstitülerinin açılmamasını sağladı . Demokrat Parti 1954 yılında köy Enstitülerini kapatarak, cumhuriyeti her türlü gerici akımlara karşı koruyacak; eğitimli , çağdaş , Anadolum’un tertemiz toprağında , Türk köylüsünün vatan sevgisi ile yatiştirdiği çocukların geleceğini, kararttı.
Eğer Cumhuriyet ,100 yıl ayakta her türlü ihanete, Arap seviciliğine, ilim, bilim, çağdaşlık karşıtlığına , emperyalizmin baskılarına dayanabildiyse ; işte kapatılan KÖY ENSTİTÜLERİ’nden mezun olarak ,devlette en önemli yerlerde görev alan köy çocuklarının, Anadolum ‘un cevherleri sayesindedir.
HEPİMİZİN UNUTTUĞU, ÇOCUKLARIMIZA AKTARMADIĞIMIZ , ANLATMADIĞIMIZ, TANITMADIĞIMIZ YAZARLAR VE DÜŞÜNÜRLER:
FAKİR BAYKURT, ÜMİT KAFTANCIOĞLU, TALİP APAYDIN, MAHMUT MAKAL, MEHMET BAŞARAN, PAKİZE TÜRKOĞLU, HATUN BİRSEN BAŞARAN, ALİ DÜNDAR, MEHMET USLU, DURSUN AKÇAM , HASAN FEHMİ GÜNEŞ vb . pek çok şair, yazar, devlet adamı, profesör, sanatçı yetiştirerek cumhuriyete katkı sağlamışlardır.
Daha sonra , öğretmen okulları açıldı. Yatılı öğrenciler köylerden alındı ve devlete borçlarını da uzun yıllar köylerde çalışarak, köye hizmet, aydınlık, uygarlık götürerek ödediler.
Öğretmen Okulları da Ecevit hükümeti’nin M.E.B Mustafa Üstündağ tarafından kapatıldı.
Devlet , sosyal devlet ;sağlığı hiç ayırım yapmadan tüm vatandaşlarına eşit olarak vermek zorundayken, sağlık hizmetleri de tıpkı eğitim gibi özelleşti.
Yine tuzu kuru olanlar koşa koşa özel hastanelere koştular. Umurlarına gelmediği gibi çok mutlu oldular.
Derken .... nedense doktorlar ülkeden gitmeye başladılar...!
E... ARTIK BU KADAR YOL ALINMIŞKEN SIRA KÖYLERİ OKULSUZ, IŞIKSIZ, AĞAÇSIZ, HAYVANSIZ, EKİNSİZ , SUSUZ BIRAKMAYA GELDİ.
GÖLLER KURUDU, DERELER KURUDU, ZEYTİNLİKLER MADENLERE KURBAN EDİLDİ, İTHALAT TAVAN YAPTI, İHRACAT SON NEFESİNİ VERİYORKEN , YER ALTI VE YER ÜSTÜ ZENGİNLİKLERİNE ORMANLAR , ORMANLARDA YAŞAYAN CANLILAR, ALINAMAYAN UÇAKLAR NEDENİYLE KÜL OLDULAR, YOK OLDULAR.
PARASI OLMAYAN HALKIN ÇOCUKLARI; 21. YY ÇİFTE ÖĞRETİMDE, HALA TAM GÜN OKULDAN MAHRUM EDİLİRKEN, BEDEL ÖDEMEYENLERİN ÇOCUKLARI, BEDELLİ ÖDEYEREK ASKERE GİTMEZKEN , HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ OKULLARDA VE SAĞLIKTAKİ ADALETSİZLİK BURADA DA ORTAYA ÇIKARAK ,TERÖRDE BEDEL ÖDEDİLER !
Bahçedeki ağacı geçene engel oluyor diye kesmeye kalkan bahçıvana :
-Sen ömründe hiç ağaç ektin mi? Diyerek uyaran ATATÜRK ve İğde ağacı öyküsü belki siyasilere ders olur.
Atatürk; Orman Çiftliği’ ne giderken , tek başına yolun kenarında duran iğde ağacını her geçişinde aracının içinden selamlar. Bir kaç gün sonra aynı yoldan geçerler ve ağacı göremez!
Yol çalışması nedeniyle kesildiğini duyunca o yüce insan; gözyaşlarını tutamaz..
SAĞ OLSAYDI ; AKKUYU İÇİN, YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ İÇİN, AKBELEN ORMANLARI İÇİN , KUZEY ORMANLARI İÇİN KAZDAĞI İÇİN, HİÇ ACIMADAN YOK EDİLEN ZEYTİNLİKLER İÇİN.........!
Duyarsızlığımıza, umursamazlığımıza, gittikçe yok olan doğa sevgimize, bu katliamlara bakış açımıza, ihanetimize ve emanetine duyarsızlığımıza , ne derdi ve neler düşünürdü.....!
HEPİMİZ ; TOPRAK, AĞAÇ, HAYVAN,DERE, GÖL, AKARSU KATLİAMINDAN SONRA HANGİ YÜZLE ANIT- KABİR’E GİDECEĞİZ?
AHB MEDYA WHATSAPP KANALI İÇİN TIKLAYIN

