İki yıl önce TELE 1 de , Namık Koçak ve Sedef Kabaş arasında , Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan niçin yargılandığı hususunda yapılan bir program üzerine, Hakaret ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarının unsurlarını kendi hukuki bakış açımla değerlendirmek istedim. Sedef Kabaş , " Hukuken Cumhurbaşkanına hakaret ile herhangi bir şahsa hakaret arasında bir fark yoktur" diye bir beyanda bulundu. Ben de bu konuda HUKUKİ bir yorum yapacağım ki bu söz daha iyi anlaşılsın. Hukuki diyorum, Kanuni demiyorum, zira TCK da 299. maddede Cumhurbaşkanına hakaret, TCK 125. maddedeki tüm kamu görevlileri dahil olmak üzere herkes için düzenlenen Genel hakaret suçundan ayrı düzenlenmiştir Kanunilik ile Hukukilik kavramları farklıdır. Hukukilik kavramı evrenseldir. Her kanuni düzenlemenin hukuki olması esastır ama bu ülkeden ülkeye değişebilmekte, her kanuni düzenleme hukuki olmayabilmektedir. Öncelikle ELEŞTİRİ ile HAKARETİ birbirinden iyi ayırmak gerekir. Eleştiri tamamen demokratik bir haktır Lâkin eleştirinin de bir dozu vardır, ağır eleştiri hakaret mahiyeti arz etmemeli,kabul edilebilir olmalıdır.Buna rağmen İnsan Hakları Mahkemesi " Siyasete atılan kişilerin ağır eleştirilere dahi tahammül göstermesi gerektiği ve bunun siyasetin doğasında bulunduğunu" kabul etmiştir. Ama, hakaret, kişilerin onuruna, özel hayatına , şerefine kast mahiyetli, eleştiri ötesi hareket ve sözlerdir. Bu kabul edilemez ve kanunlarla da cezai düzenlemeler hüküm altına alınmıştır. Bu noktada hiçbir kişinin, hiçbir ferdin ŞEREFİ bir başkasından az veya çok olamaz. KİŞİLERİN ŞEREF kavramı hiçbir makama bakılmaksızın eşittir. Hiç kimse bir makama gelmekle daha şerefli olmaz veya hiçbir makam kaybedilmekle Şereften bir eksilme söz konusu edilemez. O zaman, herhangi bir vatandaşın şerefi de, herhangi bir siyasinin, valinin, milletvekilinin, bakanın, başbakanın veya Cumhurbaşkanının şerefi de eşittir, müsavidir. Hakarette, şahıs değil de makam kast edildi ise durum farklıdır.O zaman Cumhurbaşkanına değil, Cumhurbaşkanlığı makamına, Valiye değil Valilik makamına , dolayısıyla Devlete bir hakaret söz konusu olur. TCK ' da 125. maddedeki Genel hakaretten farklı olarak düzenlenen 299.maddenin düzenlenme şekline bakılınca , metin biçiminden anlaşılacağı üzere Cumhurbaşkanın fonksiyonları, işlevi, yerine getirdiği görevi değil hukuksal bir kavram olarak Cumhurbaşkanının " ŞEREFİ " korunmak istenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret suçu ,uygulamada eleştiriyi hakaret olarak değerlendirmektedir. Uygulamadaki bu yanlış değerlendirme de Cumhurbaşkanına hakaretten binlerce dava açılmaktadır. Cumhurbaşkanı, elbette ki Şerefli bir insandır, bunda bir şüphe yoktur ama Cumhurbaşkanının şahıs olarak şerefi herhangi bir vatandaşın Şerefinden daha yüksek değildir. Cumhurbaşkanlığı makamının şerefi ise ayrı bir konudur. Makamlar , görev sürelerince makamdaki kişiler tarafından temsil edilir lâkin, makamlar kişiler ile kaim değildir. O noktada o makam Devleti temsil eder. O makama hakaret de doğrudan Devlete hakaret mânasına gelir. Ben programda Sedef Kabaş'ın " Cumhurbaşkanına hakaret ile herhangi bir şahsa hakaret arasında bir fark yoktur" beyanını hukuken bu şekilde değerlendiriyorum. Sedef Kabaş ayrıca "kullandığı sözlerin ve ata sözünün" hakaret amaçlı söylemediğini savunmuştur ki bu da ayrı bir konudur.Benim bu paylaşımım savunmanın bu bölümü ile alâkalı değildir. O konuyu zaten meslekdaşımız Av. Uğur Poyraz savunmuştur.