Son 25 yıla gelinceye kadar Devletin makam araçlarının tahmini % 80’i siyah renkli yerli üretim Renault marka araçlardı. Hepsi de pırıl pırıl ve bakımlı idi.
Bakan araçları ve illerde Devletin temsilcisi olan Valilerin araçları Mercedes marka idi ama hepsi de son model değildi.
Bir tek lüks araç Mercedes 600 marka olarak Cumhurbaşkanında vardı. Onda da sadece önde ve arkada sadece birer adet eskort araç bulunurdu.
O yıllarda İTİBAR, Araçlarda ve konvoylarda aranmaz, İtibar, olması gerektiği gibi LİYAKATTE aranırdı.
O günlerde de Devletin her kadrosu ve biriminde bulunanlar tam liyakate sahipti denilemez. Bu hiçbir zaman ve hiçbir yerde %100 sağlanabilen bir şey değildir.
Lâkin DEVLET kavramı vardı. Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde SARAY KÜLTÜRÜ olmayacağının bilinci vardı.
Osmanlı döneminin Sarayları tarihi bir kültür ve Müze olarak gezilirdi.
Devletin Valisi, Devletin polisi, Milletin Ordusu, Bağımsız Hukuk Devletinin Adalet sistemi ve hakimleri, Savcıları, Lâik bir ülkenin Diyanet İşleri Başkanlığı vardı. Bütün bu makamlara saygı Devletin iç ve dış İTİBARI idi.
O günlerde bir tabii afet durumunda Milletin KIZILAY'ı, anında afet bölgesinde yer alır, çadırlarını ve aşevlerini kurar, Devletin ve Milletin Askeri de tüm teçhizatı ile Sahra hastaneleri ve kurtarma ekipleri ile Kızılay ile omuz omuza çalışırdı. MİLLET YEK VÜCUT İDİ.
İTİBAR DA BUYDU, ATATÜRK TÜRKİYESİ DE BUYDU.

