Bilgi tek ve birdir. Bilgi arayıştır, öğrenme isteğidir. Bu istek ve arayış, onun araştırılmasına neden olur. “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı.” der Hazreti Ali. Arayışlar onu çoğaltır; dallara, alanlara ayırır ve her birinin incelenmesine, deneylerle kanıtlanmasına neden olur. Yeryüzünde bilginin bilimle aranışının adları, çalışma alanları birbirinden ayrıymış gibi anlatılır ve doğruluğu kanıtlanmaya çalışılır. Bir kutsi hadiste Yüce Yaradan “Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım .” der. Nitekim her birinin çalışmalarının ve açıklamalarının sonucuna baktığımızda varoluşun, üzerinde yaşadığımız yeryüzünün oluşum aşamalarında fark ettiğimiz şey “insan“ odaklı olmasıdır. Yeryüzünün jeolojik devir oluşumlarına baktığımızda, insanın yaşaması için elverişli tüm doğal koşulların oluşturulmasından sonra insanın dünya sahnesine getirildiğini görüyoruz. Bilinmezlik isteğiyle yaratılan insan, bilginin neresinde acaba? “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir /Sen kendini bilmezsin /Ya nice okumaktır?” demiyor mu Koca Yunus? İnsanoğlu kendi değerini, var ediliş sebebini kavrayabilme çabası içinde mi yoksa sıradanlıkla meşgul olma isteğinde mi? “Ben sonsuz bilgi denizinin en derinindeyim. Anlamayanlar deniz kıyısında kendi bilgileri ile oyalanır dururlar. Mahrum kalırlar beni anlamaktan .” diyen Hallac-ı Mansur’un haklılığına saygı göstermemek mümkün mü? Tüm evren ve içerisindeki sistem, üzerinde yaşadığımız dünya bizim için var edildi. Biz bu sistemin neresindeyiz? Bize varoluşla sunulan muhteşem güzelliklerin ve lütufların ne kadar farkındayız? Gün içinde güneşin doğuşunun olağanüstü bir mucize olduğunu ne zaman düşünüyoruz ve hamdediyoruz? Bize sunulan ve adına doğa olayları denilen bu lütufların ne kadarını idrak edebiliyoruz? Tüm bunları birazcık düşünüp varoluşun mükemmelliği içerisinde yer almamız ve her an şükürde olmamız gerekmiyor mu? Madde bedenin işleri ile çok uğraşmaktan biraz olsun vazgeçmek ve huzura yönelmek gerekir dostlar. Bize sunulan bu güzellikleri bozmadan, hor kullanmadan onlarla bütünleşmeyi ne zaman becerebileceğiz acaba? Hor kullandığımız ve hep böyle devam edeceğini sandığımız dünyamız bir gün elbette bize almamız gereken dersi verecek. Vermeye başladı bile. Dünyamızı maddi, manevi kirlerden arındırma çabasında olmamızın zamanı geldi hatta geçti bile. Değişen iklim koşulları, denizlerin kirliliği, kutupların erimesi, su kaynaklarının azalması… Kirlettiğimiz, hor kullandığımız doğanın bizim için var edildiğini anlayabilmemiz ve ona iyi bakabilmemiz dileğiyle … Sevgiyle kalın.